ibrahim 的个人资料esmesumergiyim@hotmail.c...照片日志列表更多 工具 帮助
第 1 张,共 12 张
2006/3/29

uşak hakkında

UŞAK

GENEL BİLGİLER

Yüzölçümü: 5.341 km²

Nüfus: 290.283 (1990)

İl Trafik No: 64

Uşak İç Ege Bölgesinde Batı ve Orta Anadolu'yu birbirine bağlayan bölgede bulunmaktadır.

Yerleşimin Eski Tunç Çağına uzandığı Uşak'ta Frigya , Lidya, Pers, Roma, Doğu Roma, Selçuklu, Bizans ve Osmanlı egemenliği hüküm sürmüştür. Bu dönemlere ait eserler ilin turizm potansiyelini oluşturmaktadır.

Uşak'ın en önemli turistik değeri, Müzesinde sergilenen, Lidya Döneminin en görkemli eserleri olarak bilinen dünyaca ünlü "Karun Hazineleri"dir.

İLÇELER:

Uşak ilinin ilçeleri; Banaz , Eşme, Karahallı , Sivaslı ve Ulubey'dir .

NASIL GİDİLİR?

Karayolu: Ankara-İzmir devlet karayolunun üzerinde yeralan Uşak, Ege Bölgesi ile İç Anadolu bölgesini birbirine bağlayan bir geçiş merkezi durumundadır. Otobüs Terminali kent merkezindedir.

Otogar Tel: (+90-276) 212 31 35

Demiryolu: Demiryolu ile Uşak'a ulaşım mümkündür.

İstasyon Tel: (+90-276) 227 39 07 - 227 39 06

Havayolu: Uşak havaalanı, kent merkezine 4 km. mesafededir. Ulaşım şehir içi minibüslerle sağlanmaktadır.

Havaalanı Tel: (+90-276) 253 37 40

GEZİLECEK YERLER

Müze ve Örenyerleri

Arkeoloji Müzesi

Adres: Kurtuluş Mah . Doğan Sok. No: 1 - Uşak

Tel: (276) 227 39 30

Etnografya Müzesi

Bozkurt Mah . Hisarkapı Sok. No: 77 - Uşak

Tel: (276) 227 39 81

Örenyerleri
Uşak Arkeoloji Müzesi

Akmoneon - Banaz - Ahat

Sebaste - Sivaslı - Selçikler

Blaumdus - Ulubey - Sülümenli

Mesotimalos - Eşme - Düzköy

Güre Tümülüsleri - Güre

Sebaste (Selcikler) : Sebaste şehri, Roma İmparatoru Augustus tarafından M.Ö. 20 yılında Sebaste adıyla kurulmuştur. Roma döneminde 12 önemli şehirden biridir. M.S. 9. yüzyılda yakın çevresindeki kentlerin piskoposluk merkezi haline gelmiştir. En görkemli çağlarını Bizans döneminde yaşayan kentte büyük ve küçük olmak üzere iki kilise bulunmaktadır.

Blaundus (Sülümenli) : Ulubey ilçesi Sülümenli köyü yakınlarında, Büyük İskender'in Anadolu seferinden sonra Makedonya'dan gelenler tarafından kurulmuştur. En önemli yapıları kale, tapınaklar, tiyatro, stadyum ve kaya mezarlarıdır.

Uşak'ta gezilip görülecek ören yerleri arasında, Alaudda ( Hacımköy ), Mesotimolos ( Düzköy ), Akmonia ( Ahatköy ) yer almaktadır.

Karun Hazineleri

1960'lı yılların ortalarında Uşak'ın Güre Köyü yakınındaki Lidya Tümülüsünde yapılan kaçak kazılarda bulunan eserler, götürüldüğü Amerika'dan 1993 yılında mahkeme yoluyla geri alınan M.Ö. 6. yüzyıl Lidya dönemi eserleridir. Büyüklü küçüklü 450 parçadan oluşan bu hazine 1996 yılından bu yana Arkeoloji Müzesinde sergilenmektedir.

Antik Çağda Anadolu'nun batısında yeralan , tarihçi Heredot'a göre üç sülalenin yönettiği Lidya İmparatorluğununun son sülalesi Mermnadlar , ülkeye yaklaşık 141 yıl egemen olmuşlar, Lidya'nın bölgede siyasi ve ekonomik yönden en önemli ülke olmasını sağlamışlardır. M.Ö. 7.y.yılın başında parayı icat ederek insanlık tarihindeki en önemli buluşlardan birini gerçekleştiren Lidya'nın, devrinin en zengin ülkesi olmasının önemli nedeni, Tmolos ( Bozdağlar ) dağlarından çıkan ve Hermos (Gediz) nehrine karışan Sart deresinin alüviyonları içerisindeki altındır. Birtakım entrikalarla ülkeyi ele geçiren üçüncü sülalenin son kralı Kroisos , M.Ö 560 yılında tahta geçmiş ve akılalmaz zenginliği ile Karun kadar zengin değimi ile ününü günümüze kadar taşımıştır.

Karun Hazineleri, M.Ö. 560-546 yılları arasında ülkesini yöneten bu kralın dönemine ait, Uşak ilinin 25 km. batısında, Uşak-İzmir karayolunun üzerinde bulunan Güre Köyü yakınlarındaki Lidya Tümülüslerinden çıkan eserlerdir. Kaçak kazılarda bulunan ve yurtdışına kaçırılan eserler, mahkeme yolu ile ülkemize tekrar geri getirilmiş ve Uşak Müzesinde sergilenmektedir. Lidya döneminin en görkemli eserleri olarak bilinen bu eserler altın gümüş bronz ve mermerden meydana gelmiştir.

Camiler

Burma Cami : 14. yüzyıl Osmanlı Dönemi yapılarındandır. Yapım tarihi kesin belli değildir. 1862-1922 yıllarında yangın geçirmiş, 1988 yılında iki kez onarım görmüştür. Minaresinin yapısından dolayı Burma Cami adını alan cami iki kubbelidir.

Ulu Cami : Yapılış tarihi kesin olarak bilinmemekle birlikte, yapı tarzı Germiyan Beyliği Devrinin mimari özelliklerini yansıtmaktadır. Cami, 1 büyük 6 küçük kubbeden oluşmaktadır.

Hanlar

Paşa Hanı : 19. yüzyılda bir Fransız mimar tarafından yapılan Paşa Hanı, önceleri han olarak kullanılmış, restorasyondan sonra da otel haline getirilmiştir.

Bedesten : 1901'de İtalyan Mimar tarafından, iki katlı ve 30 odalı olarak kesme taştan yapılmıştır. Birinci katı sarraflar çarşısı olarak, üst katı ise çeşitli iş kolları için kullanılmaktadır.

Köprüler

Lidyalılar tarafından yaptırılan Cılandıras Köprüsü ile, Osmanlı Dönemişnden kalma Hacı Gedik Köprüsü, Çataltepe Köprüsü , Beylerhan Köprüsü ve Çanlı Köprüsü Uşak'ın önemli tarihi köprüleridir.

Cılandıras Köprüsü : Karahallı ilçesinde, Banaz Çayı üzerinde bulunan köprü, Lidyalılar tarafından, kral yolu üzerinde yaptırılmıştır. Kalemle işlenmiş kemerin taşları birbirine kenetlendirilmiştir.

Çataltepe Köprüsü : Gediz nehri üzerinde, Osmanlı Dönemine ait 3 kemerli bir köprüdür. Eski kervanyolku üzerinde bulunan köprü, bugün de kullanılır durumdadır.

Uşak Evleri

Osmanlı Mimarisi özelliklerini taşıyan sivil mimari örneklerine Aybey , Işık, Karaağaç ve Kurtuluş Mahallelerinde rastlamak mümkündür. Bu evlerin genellikle birinci katı taş örgü, ikinci katı ahşap, cumbalı ve beşik çatılı, alaturka kiremitlidir. Bu evler Kültür Bakanlığınca koruma altındadır.

Termal Tesisler

Örencik Termal Tesisleri : Uşak - İzmir yolu üzerinde olup, Güre köyüne 10 km. mesafededir. Kadın ve erkak için ayrı hamamları vardır.

Hamamboğazı Kaplıcası : Uşak-Ankara karayolu üzerinde, Banaz ilçesine 7 km. uzaklıktadır. Suyunun sıcaklığı 59 derece olup, yeme-içme tesisleri ve yüzme havuzu mevcuttur.

Doğal Güzellikler

Göletler: Uşak ilçelerinde sulama amaçlı pek çok gölet bulunmaktadır. Bunlardan önemlileri şunlardır:

Uşak-Ankara yolu üzerindeki Göğem yol ayrımından 7 km içerisindeki Göğem Göleti , orman içerisinde olup, çevresinde yöre halkının ikinci konutları bulunmaktadır. Örencik-Eşme yolu üzerindeki Takmak kasabasına 2,5 km uzaklıktaki Takmak Göletinde sazan balığı bulunmakta olup, günibirlik tesis mevcuttur. Karaağaç Köyündeki Karaağaç Göleti ise İl merkezine 7 km mesafede olup balık avlama imkanı bulunmaktadır.

Ulubey Kanyonları : İlin güney ve güneybatı kesiminde jeolojik yapının özelliğinden oluşmuş, 75 km. uzunluğunda bir kanyondur.

COĞRAFYA

Uşak ili komşuları olan Kütahya ve Afyon illeri gibi İç Anadolu ile Ege Bölgesi arasında geçiş bölümünü teşkil eder. Kuzeyinde Şaphane, Kuzeydoğusunda Murat Dağı, Güneydoğuda Bulkaz Dağı ile çevrilidir. Uşak-Kütahya il sınırını oluşturan Murat Dağı volkanik yapılıdır. Bu Dağın batı eteğinde kaplıcalar bulunmaktadır.

Coğrafi konumundan dolayı Akdeniz iklimi ile İç Anadolu'nun karasal iklimi arasında kaldığından bitki örtüsü de buna benzer bir durum göstermektedir. Yazları sıcak ve kurak, kışları ise iç Anadolu'ya göre daha ılık geçen bir karasal iklim egemendir. Ege Denizi üzerinden gelen bulutların getirdiği yağışlar, il iklimini Orta Anadolu ikliminden ayırır .

TARİHÇE

Antik dönemdeki adı " Temenothyrea " olan Uşak, İç Ege Bölgesinde Batı ve Orta Anadolu'yu birbirine bağlayan bölgede yeralmaktadır .

Yaklaşık M.Ö. 4000'den sonra yerleşik düzenin görüldüğü alanda kesintisiz yerleşimin eski Tunç Çağında başladığı tespit edilmiştir.

Tarih çağlarından önce Frigya , sonra Lidya hakimiyeti ve M.Ö.330'da Büyük İskender'in hakimiyetine girer. M.Ö. 189'da Roma İmparatorluğu, M.S. 395'te ise imparatorluğun ikiye ayrılmasıyla Doğu Roma İmparatorluğuna geçmiştir.

1071'den sonra yöre Selçuklullar ile Bizans arasında değiştirilmiştir. 1176'da bölge kesin olarak Selçuklu hakimiyetine girmiştir. Selçuklu Devletinin yıkılmasıyla Germiyan Beyliğine, 1429 yılında ise Osmanlı topraklarına katılan Uşak, Kütahya sancağına bağlı bir kaza olmuş, Cumhuriyet döneminde ise 1953 yılında il merkezi haline gelmiştir.

NE YENİR?

Yöreye ait geleneksel yemekler arasında, Tarhana Çorbası, Yumurta Sızdırması, Ciğerli Bulgur, Döndürme, Arap aşı, Keşkek, Alaca Tene, Köpük Helva, Höşmerim ve Tahin Helva yer almaktadır.

NE ALINIR?

Kök boyasından yapılan eşme kilimler, pamuklu dokumalar, pelüş battaniyeler ve deri giyim mamulleri yöreden alınabilecek hediyelik eşyalardır.

Uşak Halıları: 16.yüzyılda Uşak çevresinde yapılan halılarla Türk halı sanatının ikinci ve son parlak devri başlamıştır. Uşak halıları madalyonlu ve yıldızlı olmak üzere iki tipte olmaktadır. En önemlisi olan Madalyonlu halıların boyu 10 m'ye kadar ulaşmaktadır. 18. yüzyılın ortalarından sonra yıldız motifli Uşak Halıları dokunmaya başlanmıştır.

Eşme Kilimleri: Yörenin oldukça tanınmış olan kök boyalı Eşme Kilimlerinin iyi örneklerine yöre cami ve mescitlerinde rastlanmaktadır. Köylerde halen dokunmaya devam eden Eşme Kilimleri el sanatı olarak varlığını sürdürmektedir.

LİNKLER

Uşak Belediyesi http://www.usakbelediyesi.com

Uşak Ticaret ve Sanayi Odası http://www.usaktso.org

YAPMADAN DÖNME

Arkeoloji Müzesinde Karun'un hazinelerini görmeden,

Antik Kentleri gezmeden,

Nisan Ayında düzenlenen Cirit yarışmalarını izlemeden

Pelüş battaniyeleri, deri giyim mamulleri, Uşak halıları ile Eşme el dokuması kilimlerinden almadan,

.....Dönmeyin.
2006/3/17

105'lik Mustafa Dede gençlere taş çıkartıyor


Eşme ilçesi Yeleğen Kasabasında yaşayan, Mustafa Döner(105) yörenin en yaşlı üyesi konumunda bulunuyor. Döner, enerjisiyle de gençlere taş çıkarıyor. Hergün 1 km yürüyüş yapan Mustafa Dede, bahçeye gidip gelebiliyor. Kendinden küçük yaşlıların yapabildiği bir çok işi yapabiliyor. Hergün sabahleyin Domates ile birlikte Tarhana çorbası içtiğini ifade eden Döner, sütlü mamülleri ihmal etmediğini yağlı yiyeceklerdende kaçındığını ifade ediyor. Kendisinin öksüz büyüdüğünü anlatan Mustafa Dede, babasını hiç görmediğini anlatıyor. Hiçbir doktorun kendisinin yaşını bilmediğini anlatan Döner, hayatında 1 kez doktora gittiğini onda da prostat, fıtık ve böbrek ameliyatının aynı ameliyatta gerçekleştirildiğini söylüyor. Ameliyatı 90 yaşlarında olduğunu anlatan Mustafa Dede, doktorun bu bünyeyle ameliyata dayanamayacağını söylediğini ancak ameliyattan çıktığımı görünce şaşırdığını ifade etti. Mustafa Dede, torunlarının sayısını bilmediğini anlatarak, tahminen 75 civarında olabileceğini ve torunlarının bir çoğunuda henüz hayatta görmediğini belirtiyor. Döner, ömründe Muhtar azalığı ve vekilliği ve Belediye encümenliği görevlerinde de bulunmuş. Daha ne zamana kadar yaşayacağını Allah'ın bileceği bir iş olarak yorumlayan Mustafa Dede, dünyanın tatlı olduğunu herkesin uzun yıllar yaşamak isteyeceğini ama vadesi dolanın bu hayattan gideceğini ifade etti. Hayatta pişmanlık duyabileceği hiçbir iş yapmadığını vurgulayan Döner, gençlerede sonra pişman olacağınız iş yapmayın tavsiyesinde bulunuyor. Kimseye borcu olmadığının altını çizen Mustafa Dede, kimseyi de kırmadığını ifade ediyor. Eşinin 25 yıl önce vefat ettiğini söyleyen Mustafa Dede, o zamandan bu yana yalnız yaşadığını bir ara evlenmeyi düşündüğünü ancak vazgeçriğini ifade ediyor. Yalnızlıktan çok sıkıldığını anlatan Döner, torunlarından birinin yanında kalmasını  yalnızlığını onunla paylaşmak arzusunda olduğunu ifade ediyor. Gençlere herzaman nasihatlerde bulunduğunu anlatan Mustafa Dede, büyüklerine saygılı olmasını ve küçüklerini sevmeyi kendilerine tavsiye ettiğini sözlerine ekledi.
Cevdet İnan Eşme Zaman    

Iraklı Mustafatürk: Kurtlar Vadisi Irak gerçekleri yansıtıyor


Iraklı Mustafatürk: Kurtlar Vadisi Irak gerçekleri yansıtıyor
Uşak'ın Eşme ilçesinde yaşayan Irak'lı vatandaş Ali Mustafatürk(81), Kurtlar Vadisi Irak filminin ferçekleri yansıttığını söyledi. Türk baba ve Iraklı anneden dünyaya gelen Mustafatürk, 1961 yılında Eşme'ye yerleşmiş Babası İbrahim Alioğlu Eşme Yaylaköylü. Alioğlu Osmanlı zamanında katıldığı bir savaş sonrasında Şırnak'ta yaralanmış. Ve doktorlar bacağını kesmek zorunda kalmışlar. Mustafatürk, Irakta çiftçilik ve marangozluk la geçimini sağlarken, evine yapılan bir baskın sonrası hayatı değişmiş. O zamanlar Türk-Arap çekişmesi yüzünden Abdülkerim Kasım rejimi Iraktaki Türkleri öldürmüş.Musfatürk'ün 4 çocuğu ve eşiyle birlikte 20 akrabası Abdülkerimin askerleri tarafından öldürülmüş. Bunun üzerine Mustafatürkte babasının memleketi olan Eşme'ye yerleşmeye karar vermiş. Mustafatürk, Irak'a 1980 yılında gitmiş. O gün bugündür vatan özlemiyle yanıp tutuşuyor. Gitmeme nedeni olarakta oradaki karışıklıkları gösteriyor.

Anadolu Öğretmen lisesi eğitime başladı


Anadolu öğretmen Lisesi Eğitime başladı......
Uşak'ın Eşme ilçesinde faaliyet gösteren Ahmet Avcı Anadolu Öğretmen Lisesi 45 günlük güçlendirme çalışmalarının ardından eğitim ve öğretime yeniden başladı. Binanın temelinden itibaren 6 noktasına perde beton atılan bina 45 günde eğitim ve öğretime hazırlandı. Güçlendirme için 1.5 yıldır bürokrasiyle uğraşan okulun inşaatının 45 günde sona ermesi Türkiye'de bürokrasinin ne kadar ağır olduğunu gözler önüne serdi. Lise Müdürü Hicret Aydın, binalarına tekrar geri döndükleri için memnun olduklarını belirterek, yetkililere öğrenciler adına teşekkür etti. Aydın, okullarının derslik ihtiyacının bulunduğunu ifade ederek, 8 derslikli ek bina yapılmasının zaruri olduğunu söyledi.
2005/10/12

Yeleğen’de Parasızlığa Feryat


Yeleğen Belediye Başkanı Hüseyin Yanık, imar planı içerisindeki hazine arazilerinin belediyelere devri kararının asla ertelenmemesi gerektiğini açıkladı.

Kanalizasyon sıkıntısı olduğunu, eski kanalizasyonun üzerinden bir araba geçse çöktüğünü ifade eden Başkan Hüseyin Yanık, “Paramızın olmaması en acil sorunumuzdur. Bir başka sorunumuz da beldenin kadastrosunun kayıp olması. Bu sorunun da aşılmasını istiyoruz” dedi.

Görev süresi bittiğinde Yeleğen’i tertemiz teslim edeceğini ve bir daha da başkanlık için aday olmayı düşünmediğini açıklayan AK Parti’li Belediye Başkanı Hüseyin Yanık, en büyük sıkıntılarının parasızlık olduğunu bildirdi. Beldesinin kanalizasyon sıkıntısı olduğunu, eski kanalizasyonun üzerinden bir araba geçse çöktüğünü ifade eden Başkan Hüseyin Yanık, “Paramızın olmaması en acil sorunumuzdur. Acil bir sorunumuz da beldemizin kadastrosunun kayıp olmasıdır. Bu sorunun da aşılmasını istiyoruz” dedi. Milletvekillerinin belediyelere bir yardımı olmadığı görüşünü savunan Başkan Yanık, Yeleğen halkının da kendisine sahip çıkmasını ve güvenmesini önerdi. Uşak’ın Eşme ilçesine bağlı Yeleğen Beldesinin Adalet ve Kalkınma Partisi’nden (AK Parti) seçilen Belediye Başkanı Hüseyin Yanık, gazetemize yaptığı açıklamada şunları söyledi:

“HARAM YEMEM, YEDİRMEM”

“1999 il genel meclisi seçimlerinde başarılı sonuçlar aldım ve beldeme büyük hizmetlerde bulundum. Bunun üzerine halk belediye başkanı olmam konusunda ısrar etti. Siyasete Turgut Özal’a olan hayranlığımdan girdim. Bu adamın ülkeme yaptığı hizmetlere ben de katılmak istedim. Haram yemem, yedirmem; halkımız da bunu biliyor. Bu yüzden de beni bu göreve getirdiler. Belediyemiz 1964’te kuruldu ve bir köyden farkı yoktu. Belediye başkanlığı aslında iki ailenin elinde. Bir dönem biri diğer dönem öbürü belediye başkanlığı yapar. Bu sistem dolayısıyla bu iki ailenin belediyeye önemli hizmetler yapmadığını düşünüyorum. İl genel meclisi üyeliğimdeki başarılı bir dönemim Yeleğen Belediye Başkanı olmamda etkili oldu.

İŞSİZLİK GÖÇ ETTİRİYOR

Toplam nüfusumuz 2 bin 661’dir. Beldemiz göç veriyor ve bunun başlıca nedeni de işsizliktir.

BORÇLAR VE KADRO

Belediyemizin yalnızca bir eczaneye 18 milyar lira borcu var. Hastanelere olan borçlarımız da devam ediyor. Ayda birer milyar takside bağladık ve ödemeye devam ediyoruz. Emekli Sandığına da borcumuz var. Belediyede bir tane bile bilgisayar yoktu, şimdi bilgisayarlı sisteme geçtik. Borçların dışında belediyeyi aynı zamanda alacaklı da devraldık. Bir kişinin sadece 1 milyar 600 milyon lira su borcu var. Alınması mümkün değil ve suyunu kestik. Belediyeyi devraldığımızda masada 1 milyar 826 milyon liralık bir fatura vardı. Kasada da bir kuruş yoktu. İşçilerin maaşlarının yarısı ödenmiş, yarısı ödenmemişti. Biz bunları aştık ve aşmaya da çalışıyoruz. 13 tane 657’ye tabi memurumuz, 2 tane de kadrolu çalışanımız var. Mezarlık için bir personel daha almayı düşünüyorum. 10 tane de geçen dönemden geçici işçimiz var. Her ne kadar adları geçici de olsa bunlar devamlı bir hal almıştır. Bu işçilerin 4 tanesini ben işe aldım, birini de hiçbir iş yapmadığına inandığım için çıkardım. Belediyenin ihtiyacı olmadığı müddetçe oğlum da olsa işçi almam.

İMAR VE ALTYAPI

Bizim en büyük derdimiz imar planı içerisindeki hazine arazilerinin belediyelere devridir. Bunu ertelemesinler. Benim tespitime göre kasabamda bu şekilde 17-18 ev var. Bununla bağlantılı olarak da büyük sorunlar yaşıyoruz. İmarla ilgili bu sorunlarımızı aşmak zorundayız. İmar planımız yeterli değildi. Bir oy verenin evinin önünden yol geçirmişler; imar planını tahrip etmişler. Geçmişte yapılan işlerle ilgili olarak çeşitli iddialar vardı. bunlar için müfettiş istedik. Bunların üzerine gitmeye devam edeceğim. 18. maddeyi uygulayamıyorum ama yeni imar planını çizdirdik ve bitti. Şimdi mecliste kararın alınmasını bekliyorum. Ardından da yeni planı bakanlığa yollayacağız. İçme suyumuz çok yetersiz. Köyün kanalizasyonunun aktığı 5-6 km derinlikte bir dereden suyumuz motopompla veriliyordu. Ben buraları iptal ettim, çünkü suyumuz mikropluydu. Halkın çoğunluğu bağırsak enfeksiyonundan şikayetçi idi. İki kuyu açtırdım ve çıkan su her halükarda yetiyor. Oysa eskiden elektrik parasıyla başedilemiyordu. Bir mahallemiz susuzdu, 120 metre kuyu açtırdım ve 5 köye yetecek kaliteli su çıkardım. 6 bin 500 metrekare parke taşı döşedik. Doğal kayrak taştan da yaya kaldırımları yaptık. Kanalizasyona plastik boru değil büz döşemişler. Bunlar da 20 sene sonra topraklaşıyor. Dolayısıyla kanalizasyonumuz ölü vaziyette. Tıkanan yerleri onararak kanalizasyon sorunumuzu halletmeye çalışıyoruz. Daha kanalizasyon olmayan mahallem bile var. Burası da hazine arazisine ev yapanlardan olduğu için kanalizasyonlarını yapamadık. Elimizde imkan olsa burayı da yaparız.

YEŞİL ALAN ÇALIŞMASI

Şu anda bir park yapıyoruz. Kasabadan bazıları bu park neye yarayacak diye itiraz ediyor. Buraya şehir hayatı yaşattırmak istediğim için bu parkın inşaatına başladım. Sokaklarımda parke taşı döşettiğim yerleri yıkattırıyorum. Parkımız toplam 5 dönümlük bir alanda. Bir kısmına süs bitkileri getirerek diktik. Geri kalan kısmı için de tekrar Ödemiş’e gideceğiz. Görev sürem bittiğinde Yeleğen’i tertemiz teslim edeceğim. Ama bir daha da aday olmayı düşünmüyorum.

ARAÇ PARKI VE ULAŞIM

Araç parkında 2 traktör, 1 itfaiye, 1 makam aracı var. İller Bankası kredisiyle bir kamyon aldık. Bir de hurda halinde kepçe var. Bu kepçenin tamirini yaptırarak ayağa kaldırdım. Yarıca 24 kişilik bir de minibüsümüz var. Tüm araçlarımız ya 1986 model ya da bunun da altında. Bunların hepsi Özal döneminde alındı ve öylece kaldı. Yalnızca yeni bir makam aracına ihtiyacımız var ama bunu parayla alacak durumda değiliz. Bakanlıkların birinden düşük model de olsa bir makam aracı istemeyi düşünüyorum.

BAŞKAN’IN PROJELERİ

Şu anda projemiz yok. Param olmadığı müddetçe projem de olmayacak. 250-300 metrekarelik bir kapalı alanımız var. Halkımız bahçecilik ile uğraşıyor. Buraya turşu ya da konserve içerikli bir işletme açmaya dair bir projem vardı. Kira almadan işletmeciye bedava verecektim. Buna bir talepte bulunan da olmadı. Ben kendim de yapmayı düşündüm. Öyle ki benim beldem bahçecilikte Eşme’yi bırakın Ulubey’i bile besliyor. Aslında bunlara pazar bulmamız lazım. Salça fabrikası da kurulabilir ama para yok. Çünkü ne yazık ki borcumuz çok.

SOSYAL FAALİYETLER

Sadece bir güreş etkinliğimiz var. Her yıl eylülün ilk haftasında gerçekleşiyor. Çok güzel bir güreş sahamız var. Bu alanı da futbol sahası yapmayı düşünüyorum. Ama dozer çalıştıracak paramız yok. Çevre belediyelerle yardımlaşsak da altından kalkamıyoruz. Çocuk parkımız yok ve bunun için iki alanımız var ama bu parkların içine oyuncakları alacak paramız yok.

EĞİTİM VE SAĞLIK

Binamız yetersiz ama öğretmenlerimiz yeterli. 3 okulumuz vardı, bunlardan ikisi viran oldu. Diğerinde bilgisayar odamız yoktu. Çok geniş bir yemekhanemiz var ve 260 metrekare. Buraya bilgisayar odası yapalım dedik ama devletten yardım yok. Bunun üzerine vatandaşlar arasında 4-5 milyar lira topladık. 1999’da çok programlı bir lise yapıldı. Bu bir milli servet ve bugün için 1 trilyon liraya yapılamaz. Maalesef çürümeye terk edildi ve kullanılmıyor. Uşak Üniversitesi kurulduğunda 1-2 bölümün bu liseye verilip binanın ayağa kaldırılmasını istiyorum. Geçmişte defalarca burası yatılı bölge okulu olsun diye teklifte bulunmuştum. Beldemizde doktorumuz da, hemşiremiz de, sağlık binamız da var. Zaten Eşme’ye de yakın bir beldeyiz. Dolayısıyla sağlık konusunda herhangi bir problem yaşamıyoruz.

ACİL SORUNLAR

Kanalizasyonumuz yok. Eski kanalizasyonun üzerinden bir araba geçse çöküyor. Sık sık tekrarladığım gibi paramızın olmaması da en acil sorunumuzdur. Acil bir sorunumuz da beldemizin kadastrosunun kayıp olmasıdır. Zamanında burası toplu kadastrodan geçerken her halde acemi memurlar gelmiş. Bir milim kaydırsalar bile büyük yanlışlıklar ortaya çıkmış. Bu sorunun da aşılmasını istiyoruz.

BAŞKANDAN SİTEM

Milletvekillerinin çalışmalarını yetersiz buluyorum. Kendi güçleri çerçevesinde ellerinden geleni yapıyor görünüyorlar ama belediyelere bir yardımları yok. proje yapıyoruz, para bekliyoruz. Kayırmacılık yapıldığını düşünüyorum.

VATANDAŞA MESAJ

Halkımız bana sahip çıksın ve güvensin yeter. Zaten güvenmeseler seçmezlerdi. Şu anda halkımızın % 95’i benden memnun.”

HÜSEYİN YANIK KİMDİR?

1947 Eşme doğumlu. İlkokul mezunu. Baba mesleği olarak hızarcılık ve doğramacılık yaptı. Kapı ve pencere yapma zanaatını öğrendi. 1970’den 80’e kadar bu işlerle uğraştı. 1980’den sonra babasıyla birlikte ürün fabrikasını yaptı. 1985’te ANAP ilçe yönetimine girdi. 1999’a kadar ilçe yönetiminde kaldı. 1999’da il genel meclisi üyeliğine aday oldu ve seçildi. 2004 seçimlerinde belediye başkanı seçildi

ahmet yıldırım röportajı

KARDEŞÇE YAŞAYALIM” - Temiz bir şehirde yaşamayı; sağlıklı su içmeyi, refahı artırmayı hedeflediğini ifade eden DSP’li Başkan Ahmet Yıldırım, tüm Eşme olarak kardeşçe yaşama çağrısında bulundu.

Eşme’nin DSP’li Belediye Başkanı Ahmet Yıldırım, “Yasanın bir an önce çıkması gerekiyor. Öncelikle bütçeden belediyelere ayrılan pay da artırılmalıdır” çağrısında bulundu. Şu andaki belediye gelirleriyle projelerini gerçekleştirmenin çok zor göründüğüne dikkat çeken Başkan Yıldırım, “TEK, SSK, Maliye ve esnafa kısa vadeli ciddi borcumuz vardı. Bir taraftan borç ödemek, bir taraftan da çalışmak ve hizmet etmek zorundaydık. Bu nedenle sıkıntılı günler yaşadığımızı belirtmek isterim” dedi. Yörede ekonomiyi canlandırmak gerektiğini ifade eden Eşme Belediye Başkanı Ahmet Yıldırım, yöreye göre kalkınma projeleri hazırlanmasını, Eşme’nin çevreyle olan yol bağlantılarının standardının yükseltilmesini ve Uşak -İzmir ve Denizli yollarının yeniden yapılmasını istedi. Uşak’ın Eşme ilçesinin Demokratik Sol Parti’den (DSP) seçilen Belediye Başkanı Ahmet Yıldırım, gazetemize yaptığı açıklamada şunları söyledi:

SİYASET ÇAĞRISI

“Bence siyaset, ülke yönetimi biçimlendirme sanatıdır. İnsanlar bilgi ve becerilerini ülkesinin yönetilmesi, kalkınması, gelişmesi için kullanmak istiyorsa siyaseti seçmelidirler. Böylece birimlerini ülkesinin yararına sunabilirler.

GÖÇ VEREN İLÇE

2000 sayımına göre Eşme 11.065 nüfusa sahip. Ancak gerçek nüfusun 15.000 dolayında olduğunu düşünüyoruz. Çünkü nüfus sayımında çevre belde ve çevre köy kökenli hemşehrilerimin önemli bir kısmı belde ve köylerinde yazılmaktadır. Belediye ve muhtarlık seçimlerini önemsememektedirler. Eşme halkı okumaya - yazmaya çok önem verir. Bu nedenle Eşme’de, beyin göçü yaşanmaktadır. Türkiye’nin her yerinde her düzeyde Eşme’liyle karşılaşabiliriz. Ayrıca ilçede ciddi iş kollarının olmaması Uşak - Denizli - İzmir gibi çevre illere ciddi göçe neden olmaktadır. Bu nedenle çok geniş imar planına sahip Eşme’de nüfus hızlı artmaktadır.

KISA VADELİ BORÇLAR

Belediyeyi devraldığımda belediyenin İller Bankasına borcu olmadığını gördüm. Ancak TEK, SSK, Maliye ve esnafa ciddi borcu vardı ve bu borçlar kısa vadeli borçlardı. Tabi ki bu borçları ödemekte zorlandık. Bir taraftan borç ödemek bir taraftan da çalışmak, hizmet etmek zorundaydık. Bu nedenle sıkıntılı günler yaşadığımızı belirtmek isterim. Kadrolu 19 memur 7 işçim var. Geçici işçilerle işlerimizi yürütmeye çalışıyoruz. Personelde ciddi değişiklikler olmayacak. Ancak belediyemizde bazı birimler oluşturmak istiyorum. Bu birimler için kalifiye personel düşünüyorum. Borçlarımız bir taraftan ödüyoruz. Ancak Belediye Gelirleri Yasasının bir an önce çıkması gerekiyor. Öncelikle bütçeden belediyelere ayrılan pay artırılmalı. Çünkü Türkiye nüfusunun %70’i şehirlerde yaşıyor. Oysa bütçeden belediyelere ayrılan pay %5 civarında. Bu gerçek bir ters orantı. Bu gelirlerle projelerimizi gerçekleştirmek çok zor görünüyor.

GELİRLERİ ARTIRMA PROJELERİ

Ben belediye gelirlerimizi artırmak için çeşitli yöntemler arıyorum. Örneğin bir şantiye oluşturduk. Bu şantiyede de kilitli parke, büz, bordür üretiyoruz. Bir kum eleği kurduk, taş kırma makinesi kurduk. Var olan asfalt plentimizi hizmete sokmak üzereyiz. Bu tesislerde ürettiğimiz malzemeyi hem şehrimin alt yapısında kullanıyorum. Hem de çevre belediyelere, köylere ve vatandaşlarımıza satıyorum. Bu tesislerden önümüzdeki günlerden itibaren ciddi gelirler bekliyorum.

İMAR VE ALTYAPI

İmar planımız aslında yeterli. Ancak çevreden deha önceden imar dışı yerleşim alanları var. Buralar mahalleler oluşturmuş. Buralarda ruhsatsız yapılar var. İmar Yasasına ve yeni TCK’ya göre önemli sorunlar çıkıyor. Bunlara mevzi imar planları yaparak kaçak yapılaşmayı önlemek istiyoruz. Alt yapı sorunumuz var. Kanalizasyon sistemimiz yeterli değil. Yağmur sularımız ve pis sularımız aynı kanallara akıyor. Oysa böyle bir sisteme arıtma istasyonu kurmak çok zor. Bu sistemi düzeltip arıtma istasyonu kurmak istiyoruz. Çevresi kirli bir şehirle AB’ye girmek mümkün değil. Bir de ana şebekeye bağlanamayan mahallelerimiz var. Bunları fosseptiklerle çözmek istiyoruz. Gerek arıtma tesisleri, gerek fosseptik çukurlarla ilgili çevre bakanlığının ciddi yardımlarına ihtiyacım var. Şehrimizde imara göre açılmadık ama açılması zorunlu yollar var. Bunları programladık, açacağız. Kenar mahallelerimiz tamamen stabilize durumunda. Bu yolları kilitli parke ve asfaltla kaplamak zorundayız. Ama çok ciddi bir maliyet var. Ama bu dönemde yol sorunu çözmek zorunda olduğumuz bilincindeyim. Her türlü imkansızlığa karşı çalışmalarımız hızla sürmektedir.

İÇME SUYU BÜYÜK PROBLEM

Eşme’de içme suyu da büyük problem. Mevcut suyumuz yaklaşık 40 km’lik Güllü Bağırsak Deresinden gelmektedir. Bu suyun kireç oranı çok yüksektir. Halkımız Güllü suyunun içmemektedir. Ayrıca belediyemize çok pahalıya mal olmaktadır. İller Bankasıyla birlikte yaptığımız çalışmalar sonucu yeni su kaynakları keşfettik. Şimdi sondaj çalışmaları başladı. İnşallah 2005 yılı içinde hem sağlıklı hem de maliyeti düşük olacak bu suyu Eşme’de içeceğiz.

YEŞİL SEFERBERLİĞİ

Yeşil alan çalışmaları bizim sürekli projemiz. Nerede boş yer buldun orayı yeşillendir anlayışı içindeyiz. Var olan park ve bahçeleri de en iyi şekilde koruyoruz. Ayrıca belediyemizde bir birim oluşturduk. Bu birim ücret karşılığı halkımızın bahçelerini düzenliyor. Hem para kazanıyoruz hem de düzenli bir şehir yaratmaya çalışıyoruz.

ARAÇ PARKI VE ULAŞIM

Araç parkımız fena sayılmaz. Yeni bir damperli kamyon, bir de vidanjör aldık. 2 kepçemiz, 1 greyderimiz, traktörlerimiz ve çöp kamyonlarımız var. Ama araçlar genelde eski. Sık sık arızalar meydana gelmektedir. Sokakları süpürmek için süpürgeli kamyona, bir ağaç dikme makinesine, 2 tane de sıkıştırmalı çöp toplama kamyonuna ihtiyacımız var. Şehir içi ulaşım için araçlarımız yok; buna ihtiyaç da duymuyoruz. Çünkü şehrimiz küçük olduğundan şehir içi dolmuş çalışmaz. İhtiyaç olduğunda şehir içi minibüsleri bu ihtiyacı karşılayacak durumda.

YATIRIMCILARA ÇAĞRI

İl olarak Uşak, teşvik kapsamında. Teşvikten yararlanmak isteyen yatırımcı iş adamlarını Eşme’ye çağırıyoruz. Çevrede hazine arazilerimiz var. Biz belediye olarak altyapıda yardımcı oluyoruz. İzmir ve Denizli gibi çevre illerden iş adamları ile görüşüyoruz. ciddi talepler var. Eşme bilindiği gibi kilim diyarıdır. Özellikle kadınlarımız el sanatları yönünden çok becerilidirler. Kadınlarımızın bu özelliğine güvenerek Eşme’de halıcılığı da yaygınlaştırmak istiyoruz. Önümüzdeki günlerde belediye öncülüğünde halı kursları başlatacağız. Elde ettiğimiz verime göre kurmaya çalıştığımız “Eşme Bel-San Ltd. Şti.” ile halı piyasasına girmeyi düşünüyoruz.

SOSYAL HAYAT

Bir yörede iyi bir sosyal hayatın olması için canlı bir ekonomik hayatın olması gerekir. Sosyal hayatı canlandırmak en zor işimiz. Tabiki tiyatromuz, sinemamız yok. Ama halkımız eğlenmeyi, gezmeyi, yemeği, içmeyi sever. Zaman zaman geceler düzenliyoruz, tiyatro grupları çağırıyoruz. Okulların eğlence günleri oluyor. Düğünler, sünnetler oluyor. Ama bunların en önemlisi “Uluslararası Eşme Kilim, Kültür ve Sanat Festivali”. Her yıl Mayıs ayının son cuma günü başlar, pazar akşamı biter. Bu yıl 12.’sini düzenleyeceğiz. Bu festivale bütün halkımız katılıyor. Üç günlük festival bir bayram gibidir. Her yerdeki Eşmeliler festivale gelirler, eğlenirler. Bu üç gün içinde konserler, sergiler, paneller, cirit gösterileri olur; yarışmalar düzenlenir. Köyüyle kentiyle bütün Eşmeli, kilim şenliklerini dört gözle bekler.

EĞİTİME ÖNEM VERİLİYOR

Eşmeli eğitime çok önem verir. Çok zeki çocuklarımız var. Her yıl Fen liselerine ve üniversitelerin eni iyi bölümlerine bir sürü öğrencilerimiz girer. İlçemiz bina, araç-gereç, öğretmen yönünden desteklendiğinde bu başarılar daha da artacaktır. Sağlıkçılarımız iyi hizmet vermektedir. Ancak hastanemiz yetersizdir. Uzman doktor eksikliğimiz vardır.

EŞME’NİN SORUNLARI

Yöremizde ekonomiyi canlandırmak gerekir. Yöreye göre kalkınma projeleri hazırlanmalı. Özellikle tarım ve hayvancılık projelendirilmeli. Eşme’nin çevreyle olan yol bağlantılarının standardı yükseltilmeli. Uşak-İzmir ve Denizli yolları yeniden yapılmalı. Belediyemizin sorunlarını şöyle sıralayabiliriz: Kaynak sağlanmalı. Yerel yönetimlerle ilgili yasalar tamamlanmalı. Şehrin su sorunu kesinlikle çözülmeli. Şehir içi yollar, kaldırımlar asfalt veya kilitli parke ile kaplanmalı. Şehrin ana çalışmalarında arıtma tesisleri kurulmalı. Ana kanalizasyon şebekesine bağlanamayan evlerin kanal sorunu fosseptik çukurlarla çözülmeli. Kurulacak olan Uşak Üniversitesinin fakülte veya yüksek okullarından birkaçı Eşme’ye verilmeli.

REFORMLAR AĞIR KALIYOR

Yerel yönetimlerle ilgili reform çalışmaları başlatıldı. Ama bu çalışmalar çok ağır ilerliyor. Önceliklere dikkat edilmiyor. Örneğin; Kamu Reformu Yasası çıkmadan Belediye Yasası çıkmıyor. Belediye Yasası çıkıyor, Belediye Gelirleri Yasası çıkmıyor. Görev alanları genişliyor, kaynak verilmiyor. Yetkiler açık net ortaya konulmuyor. Yasa yeni oluyor, yönetmelik eski... Tam bir yetki karmaşası. Bir an önce bu yasalar dizisi eksik ve yanlışlarına rağmen tamamlanmalıdır.

SİYASİLERE MESAJ

Siyasilerimiz hakkında bir şey söylemek istemiyorum. Kendi belediye sorunlarına öyle gömüldüm ki onları izleyemiyorum bile. Ancak bütün sorunlarımı dile getirdim. Yardımlarını bekliyorum. Projelerime sahip çıkmalarını istiyorum.

EŞMELİ’LERE ÇAĞRI

Cesurca kararlar alıyorum. Bunlar halkımın ve Eşme’nin yararına kararlardır. Bana oy veren vermeyen herkesten bu olumlu kararlarımla ilgili destek bekliyorum. Ben onlara güveniyorum, onlar da bana güvensinler. Temiz bir şehirle yaşayalım, sağlıklı su içelim, refahımızı geliştirelim. Bilgi, görgü ve kültürümüzü artıralım. Bütün bir Eşme olarak kardeşçe yaşayalım.”

AHMET YILDIRIM KİMDİR?

1952 Eşme doğumlu. İlk ve orta öğrenimini Eşme’de gördü. Daha sonra Gökçeada İlk öğretmen Okulu ve Bursa Eğitim Enstitüsünü bitirdi. Öğretmenlik yaptı. Bir süre ticaretle uğraştı. 2004 Mart seçimlerinde Belediye Başkanı oldu.

www.evrensel.net

Siyanüre karşı Eşme Belgeseli
Özer Akdemir
TÜPRAG şirketinin Eşme’de kurmak istediği altın madeni için şirketin çalışmaları hızlandıkça Eşmelilerin rahatsızlığı da artıyor. Altın madeni olgusunun düşünce olmaktan çıkıp ete kemiğe büründüğü son bir yılda Eşme’liler toprakları için tam bir yıkım demek olan bu girişimi engellemenin yollarını arıyorlar. Kurdukları komite aracılığı ile, son günlerde köylüler arasında çeşitli etkinlikler gerçekleştiren Eşme’lilerin bir diğer uğraşı da yörelerindeki altın madenciliğini belgesel haline getirmek.
Yörelerindeki altın madenciliğine karşı mücadeleyi örgütlerken bir yandan da bu mücadelenin belgeselini yapma düşüncesi “Eşme’de siyanürle Altın madenciliğini Engelleme Girişimi” sözcüsü Uğur Sümer’den çıkmış. 12 Eylül 1980’den birkaç gün önce tutuklanıp 11 yıl cezaevinde kalan Sümer, çıktıktan sonra gözaltında yaşadığı işkence deneyimini “Duymayan Kalmasın” adıyla kitaplaştırmış. Sümer’in ikinci kitabı ise, Doğu-Güneydoğu’da yıllardır süren “düşük yoğunluklu savaşa” katılan ve yaralanıp sakat kalan “gazi” askerlerin anlatımları üzerine kurulu.
Sümer, son günlerde yaşamının cezaevi sürecini anlatan bir yeni kitap yazarken, yine cezaevinde başından geçen, tanıklık ettiği traji-komik öykülerden oluşan bir senaryo üzerinde de çalışıyor.
Bergama deneyimi
Eşme’deki altın madenine karşı mücadelenin bir parçası olarak belgesel yapma düşüncesi doğunca, yine Eşmeli bir sinemacı Yücel Can da plana dahil olmuş. Can, Dokuz Eylül Üniversitesi Sinema Bölümü mezunu ve Eşme belgeseli onun ilk filmi. Can’ın doğduğu, büyüdüğü topraklar ve insanları için mücadele deneyimi ise bir hayli eskilere dayanıyor. “Süreci en iyi izleyen ve en doğru yansıtan gazete” olarak Evrensel’den de bilgi, belge ve ilişki konusunda yardım isteyen Eşmeliler, işe Bergama köylülerinin mücadelesini araştırarak başladılar. Bergama, konuyla ilgili birçok kişi gibi kendi yörelerindeki altın madenine karşı mücadeleyi örgütlemeye çalışan Eşmeliler için de bulunmaz değerde bir deneyim oldu. İlk önce Bergama’daki siyanürle altın madenciliğinin başlangıcından bu yana geçen 15 yılda mücadelenin öne çıkardığı kişilerle görüştüler.
Bergama eski Belediye Başkanı Sefa Taşkın, Bergama’daki altın madeninin kuruluş aşamasından günümüze kadar geçen gelişim seyrini aktarırken, kendisinin iki dönem belediye başkanı olduğu günlerde başından geçen ilginç olayları da aktardı. İlk dillendirilmesinden bugüne kadar siyanürle altın madenciliğine karşı mücadele ettiğini ve yöre halkını bu yöntemle madenciliğin insan ve çevre üzerinde etkileri konusunda bilgilendirmeye çalıştığını anlatan Taşkın, altın madencisi şirketlerini uluslararası kirli ilişkilerini deşifre ettiği “Siyanürcü Ahtapot” adlı bir kitabın bugüne kadar maden yanlıları tarafından çürütülememiş bilgiler taşıdığını belirtti. Taşkın’ın Kuzey Ege’de yaşayan ilk insanları incelediği “Işık İnsanları” adlı bir çalışması ve şiir kitabı da bulunuyor. Taşkın, siyanürcü şirket Eurogold’un çalışmaya başladığı ilk günleri şöyle anlattı: “Sabaha karşı kalabalık bir grup evime kadar gelip benimle görüşmek istediler. Başkan, ağaçları kesmeye başladılar, ne yapalım diyorlardı. ‘Gidin yolları tutun’ cümlesi çıktı ağzımdan, sonra da Çevre Bakanlığı’nı arayarak durumu anlatıp köylülerin tepkisini özetledim. Bir süre sonra bakanlıktan arayan bir yetkili bana ağaçların kesilmesi işleminin durdurulduğunu bildirdi.”
“Zehirin yerlisi yabancısı olmaz”
Madenin hemen yanıbaşındaki Çamköy’de, “17 köyün kitabesi”nin de bulunduğu meydanda konuşan köylüler, madenin geldiği günden bu yana kendileri açısından yaşadığı değişimleri anlattılar. Madenin son olarak yerli bir şirket olan “KOZA Altın” tarafından satın alınmasının kendileri için hiçbir anlam taşımadığını söyleyen Çamköylüler, “zehirin yerlisi-yabancısı olmaz” diyorlar. Çamköy Muhtarı Emin Candan ise ölen 9 ineği için “kesin madendeki zehir nedeniyle öldü diyemem” diyor, ama köylülerin musluklardan akan suları içmediklerini de sözlerine ekliyor. Mücadelenin simge olmuş isimlerinden Çamköylü Sabahat Gökçeoğlu kameralara alışık köylülerden. Madenci şirketin kendilerine söylediği yalanları bir bir sıralayarak Eşmelileri uyarıyor: “Bu madenciler sizi de kandırmak için her şeyi yaparlar”. Gökçeoğlu, madene karşı mücadelesi sırasında yaşanan bir olay sonrasında hakkında açılan dava nedeniyle birkaç haftalık cezaevinde kalmasının öyküsünü ise kameraya anlatmak istemiyor. Hasta yatağından kalkıp cezaevi koğuşuna gitmenin acısı anlatılamayacak derecede etkilemiş onu.
Balya’nın anlattığı
Köylülerin sözcüsü Oktay Konyar’la Sağancı köyünde bulunan zeytinliklerinin bakımını yaparken görüşüyoruz. Konyar, Bergama’daki mücadelenin nasıl örgütlendiğini, köy komitelerini anlatıp, Eşme’de de buna benzer örgütlenmelerin bir an önce gerçekleştirilmesi gerektiğini dile getiriyor. Yine Konyar’la gidilen Balıkesir Balya’daki 80 yıl önce terk edilen kurşun madeninden geriye kalanlar, siyanürün çevre ve insan sağlığına etkilerini tartışma götürmez bir biçimde ortaya koyacak kadar çarpıcı.
Balya’da Fransız şirketince işletilen ve 80 yıl önce kapatılıp, terk edilen maden bölgesinde hâlâ tek bir otun bile yetişmediği, ölümlerin yüzde 75’inin kanserden olduğu, 1930’larda 30 bin olan ilçe nüfusunun şimdi 2 binlere düştüğü, her yıl yağmurlardan sonra derelerde yaşanan toplu balık ve hayvan ölümleri dillendirildi yöre köylüleri ve Balyalılar tarafından.
Eşme’deki altın madeninin, Balya’nın belki on kat fazla olacağı gerçeği, belgeseli çeken Eşmelileri dehşete düşürmeye yetti. Sümer ve Can, Kıbrıs Lefke ve gidebilirlerse Romanya’daki altın madenlerini de görmeyi planlıyorlar.
Belgesellerinde, medyanın Bergama örneğinden yola çıkarak altın madenlerine yaklaşımını, reklam ve haber ilişkisini anlatmayı “süreci en iyi izleyen ve en doğru yansıtan gazeteye, Evrensel’e” havale eden Eşmeliler, belgesellerinin tüm çekim aşamalarında gazetemizin de olmasını istiyorlar.

kocatepe haber

Renkle desenin dansı: Eşme kilimi

      Eşme'de yüzyıllardır renkler desenlerle birleşiyor. Sabırla yapılan koç boynuzu, elibelinde, bintepe gibi desenler de biraraya gelerek ünlü Eşme kilimlerini ortaya çıkarıyor

Kilim dokumacılığı Anadolu'da yüzyıllardır süren geleneksel Türk el sanatlarından biri. Anadolu kilimleri yapıldığı köy, kasabanın ya da dokunduğu desenlerden birinin adını alıyor. Uşak'ın Eşme ilçesinde dokunan kilimler de Eşme kilimleri olarak anılıyor. Bu kilimlerin ünü ülkemizin yanı sıra pek çok dünya ülkesine de yayılmış durumda. Eşme ve köylerinde özellikle kış aylarında dokunan kilimlerde yün, pamuk, kıl, tiftik, gibi liflerden elde edilen iplikler kullanılıyor. Kırmızı, yeşil, mavi, siyah, beyaz, kahverengi ve lacivert Eşme kilimlerinde en yaygın kullanılan renkler. Yeşil murat, mavi ümit, kırmızı tutkulu sevgi anlamına geliyor. Kederin rengi mor. Matemin rengi ise bazen siyah bazen beyaz oluyor. Renk renk iplerle desenler yapılıyor. Eşme kilimlerinde koç boynuzu, salkım, dal, elibelinde, bintepe, kıvrım, altınbaş gibi pek çok desen kullanılıyor. Dokumacılık Eşme'nin en önemli geçim kaynaklarından biri. Halkın kendi ihtiyacı için dokuduğu eski kilimlerde iplikler dokuyucu tarafından eğrilip bükülmüş ve doğal boya ile boyandıktan sonra kullanılmış. Ancak 1980'lerden sonra kilimlerin ticari amaçla üretilmeye başlanması geleneksel çizgide bazı değişikliklere yol açmış.
 Eşme Meslek Yüksekokulu Halı ve Kilim Bölümünden Öğr. Gör. Nuray Pütkül bu değişiklikleri şöyle anlatıyor: "Yöre insanı ticari kilimin gelişiyle sentetik boyalı makine eğirmesi ip ile tanıştı. Modern hayatın getirdiği kolaylıklar emek ve zaman isteyen el eğirmesi ipin ve doğal boyacılığın yerini aldı. Bunlar bugün sadece alıcının özel siparişi ile kullanılıyor."

Kilimler festivalle tanıtılıyor
 Eşme kilimlerini dünyaya tanıtmak amacıyla her yıl uluslararası kilim festivali düzenleniyor. Bu yıl Eşme Turistik Kilim Kültür ve Sanat Festivalinin 10.su yapılacak. Özellikle Balkan ülkelerinin ilgi gösterdiği festival 23-25 Mayıs tarihleri arasında yapılacak. Eşme Kaymakamlığı ve Belediye Başkanlığının düzenlediği festivale Eşme Meslek Yüksekokulu da sene içinde yapılan dokuma ve desen çalışmalarıyla katılıyor. Bu yıl da festival etkinlikleri çerçevesinde yöre halkının dokuduğu kilimler arasında yarışma düzenlenecek.
 
2005/8/11

welcome

welcome_blue_purple_1.gif

to

E Ş M E

2005/8/4

eşme kilimleri

EŞME KİLİMLERİ

K İ L İ M

Dokumacılık çağlar öncesinde insanların örtünme,barınma ve doğa şartlarına karşı kendini muhafaza edebilmek için güncel,zaruri ihtiyaçlarından doğmuştur.

Dokumacılığın tarihi konusunda yapılan araştırmalar;araştırmacıları dokumacılıkta kullanılan hammaddelerin yaygın olarak yetiştiği bölgelerde tarih öncesi kültürler tarafından başlatıldığı ve geliştirildiği sonucuna götürmüştür.

Türklerde dokuma sanatı hayvancılığa bağlı olarak gelişmiştir.ilk örneklerini ise Uygur Türklerinde görüyoruz.11.yüzyıldan itibaren Orta Asya’dan Anadolu’ya gelerek yerleşen Türkler kendi birikimleri ve dokuma geleneklerini Anadolu’da süregelen dokuma geleneği ile birleştirerek dokuma sanatına yeni bir yapı ve canlılık kazandırmıştır.

Tarihimizde önemli yer tutan dokumalar kültürel birikimlerimizin sanatsal ifadeleridir.Anadolu’muzda geleneksel dokumalarımızı oluşturan kilim,cicim,zili gibi dokuma türleri yukarıda da belirttiğimiz gibi kültürel birikimlerimizin sanatsal ifadeleridir.

Dokuma türlerinden olan kilim,Anadolu’nun pek çok yöresinde kadınlar tarafından dokunmaktadır.Kilimcilik gerek dokunduğu bölgenin özelliklerini taşıması,kültür değerlerini yansıtması ve dokunduğu bölgeye ekonomik katkıda bulunması açısından yurdumuz için önemli bir uğraşıdır.

Kilimin ülkemizde yaygın olarak üretildiği yörelerden biri de ilçemizdir.Kilim yöremiz insanının hayata bakış açısıdır.Yöremizde kilim sadece bir yer yaygısı olarak düşünülmemektedir.Eşme Yörük kilimleri dokuyanların duygularının renk ve motiflerle ifadesidir.Yörük coşkularını,üzüntülerini renk ve motiflerle dile getirir.Kilim Yörük için çadırının en önemli eşyası,atının eğeri,yükünü taşıyan çuvalı yiyeceğini koyduğu heybesidir.Yörük kadını çocuğunu kilim üstünde dünyaya getirir.Kilim çocuğunun beşiğidir.Bu sebeplerden dolayı yöre halkı için kilim,sadece bir yer yaygısı değil geçmişidir,tarihidir.

Eşme kilimleri evlerde “Istar” denilen dik tezgahlarda dokunur.Yöremizde tezgaha kilim ağacı da denir.Kız çocukları 7-8 yaşlarında annelerinin yanında tezgaha oturur ve kilim dokumaya başlar.Dokuduğu kilime duygularını,umutlarını,hayallerini katar.Yani kilimi hayatının bir parçası haline getirir.Yöremizde incelenen kilimlerde en yaygın olarak kullanılan renkler;kırmızı,lacivert,yeşil,kahverengi,siyah,beyaz ve mavi olarak belirlenmiştir.Yöremizde üretilen kilimlerde renk özelliği bakımından köyler arasında bir farklılığa rastlanmamaktadır.Eşme kilimlerinde motif zenginliği dikkat çekici bir özelliktir.Örneğin;tavşan topuğu motifi,elibenlide motifi veya bazı köylerde söylendiği gibi koçboynuzu motifi,tazı kuyruğu motifi ayak motifi gibi motifler bu zenginliğin bir göstergesidir.Kilimlerdeki motiflerin Yörük kökenli olduğu görülmektedir. Motiflerin Yörük kökenli olmasına karşılık motiflerin yörede bazı köylerde kendi benliklerini bulduğunu ve yöreye özgü kilimlerin oluştuğunu görmekteyiz.Örneğin;Altınbaş kiliminin yörenin özellikle Takmak köyünde üretilen Yörük kökenli bir kilim olduğunu ve geçmişteki renk ve motif özelliğini günümüzde de koruması bakımından büyük önem taşıdığı bilinmektedir.

Eşmede tezgah başında insanların değil ,motiflerin yarıştığını görürüz.Yanışlar desen olur kilimde,Anadolu’yu dolanır,Eşme’de noktalanır. Kilim dokuyanların yüreğini ortaya koyduğu bir ürün haline gelir.Örneğin;kırmızı renkle heyecanı,büyük bir sevgiyi ,mavi ümidi,mor kederi,beyaz gelin gibi saflığı ve temizliği simgeler.
Yöremizde eskiden kendi ihtiyaçlarını karşılamak için dokumacılıkla uğraşılırken,günümüzde yöre halkı dokumacılığı aile bütçesine katkıda bulunmak,yöre ekonomisini canlandırmak amacıyla yapar duruma gelmiştir.Ticari amaçla yapılan kilim dokumacılığı geleneksel Eşme kilimlerinin renk kalitesini eski gelenekselliğinden uzaklaştırsa da motif gelenekselliğini korumuştur.Ticari amaçla yapılan kilim dokumacılığı Eşme kilimlerini Dünya dokumacılık literatüründe önemli bir yere sahip olmasını sağlamıştır.Geleneksel Türk dokumacılığının Dünyaya açılan kapısı olmuştur.

Eşme kilimleri ülkemiz turizm kaynakları açısından önemli bir yere sahiptir.Gerek turistik ve kültürel varlıklar içinde layık olduğu yeri alması,gerekse ülkemiz ekonomisine katkıda bulunması açısından bilinçli tanıtma politikaları izlenerek Dünya dokumacılık literatüründeki yeri sağlamlaştırılmalıdır.Bu amaçla 14-15 Mayıs 1994 tarihinden itibaren EŞME ULUSLAR ARASI KİLİM VE KÜLTÜR FESTİVALİ düzenlenmektedir. Gelenekselleşen festival etkinlikleri içinde yöre halkı Dünya halklarıyla kaynaşmakta dokumuş olduğu kilimlerini tanıtmaktadır.Ayrıca festival süresince ana tema kilim ve dokumacılık olmak üzere farklı konularda kültürel ve sanatsal etkinlikler sergilenmektedir.Son yıllarda yöre genelinde düşüş gösteren kilim üretiminin ve üreticisinin sorunları tartışılmakta ve çözüm yolları üretilmeye çalışılmaktadır.
Haydi! Geçmişimiz,tarihimiz olan dokumacılığı,kilim dokumacılığını geçmişteki zenginliği ve renk cümbüşü ile gelecek kuşaklara taşıyalım.



Kudret AKAR-Emekli Öğretmen
Serpil ZENGİNSAN-Türk Dili ve Edebiyatı Öğrt.
 

 

EŞME KİLİMLERİNDE OTANTİK ÜRETİM VE BUGÜNKÜ DEJENERASYON

            Oğuz boylarımızın bazıları yaygı türü kilim, zili şat, varda gibi dokumalarıyla ün yapmıştır. Diğerleri ise kirkitli ve düğümlü dokumalarla ün yapmışlardır. Oğuz boylarının Anadolu'da yerleştikleri alanlara yaygı türü, yorgan türü hatta kefeni olarak kullandığı kilim türlerim 19.yüzyıla kadar dejenere etmeden taşıdığı sentetik boyanın yaygınlaşmasıyla dejenerasyona uğrattığı bir gerçektir. Oysa ki Eşme kilimlerinin tarihten gelen bir kimliği vardır. XVI.Yüzyılda Ala-Yundlu Türkmen oymağının bir kolu Kula, Eşme, Banaz ovasında dağınık yaşıyor. Bir kısmı ise çadır ve yurtlarda Eşme'de yerleşik yaşıyordu. 2.Murat ve Fatih döneminde Ali Beğ 2.Beyazıt zamanında Ali Beğ'in oğulları Ahmed. Veys Beğ Osmanlı Sarayının ihtiyacı olan kilim, zili ve varda gibi yaygıları saraya teslim etmekle görevlidir. Yine 2.Beyazıt devrinde Oğuzların Bayat boyundan Eşme,Uşak arasında 25 vergi nüfuslu Boz-Guş adlı bir oymağın obaları arasında Kara-Bayat adlı bir oymak yorgan üstü görev gören çok büyük ebatlı kilimleri saraya teslim etmekle görevlidir. XVI. Yüzyılda oldukça mühim bir Yörük topluluğunun yaşadığı yer olan Eşme 2. Selim devrinde mekikli ve düz dokumaların, keçe yapımın merkezi olarak karşımıza çıkıyor. 2. Selim devrimde burada yem bir göç ile büyük bir Avşar oymağı çok ince keçeden çizmeler ve çok ince dokuma kilimden kaftanlar yapıyor. Bu oymak Öksüzler, Musacalu, Avşar.Afsar, Avsar olmak üzere beş obaya ayrılmıştır.

            Saraç boyu daha ziyade keçe işleriyle ve ölüm anında taşımayı sağlayan sallara bağlanan kilim türünü üretmekle meşhurdur.

            Eşme kilimlerinde saraya verilen ürünlerde atkı ve çözgüler daima yündür. Zahire çuvalları ve yaygı türlerinde kılı kullanmışlardır. Eşme, Uşak ve çevresi sarayı tatmin edecek kalitede ürünler vermesi XVI. Yüzyılda Ehl-i Hiref teşkilatında da yer almalarını sağlamışlardır.

            Bugün Eşme kilimlerinde tarihten gelen o parlak doğal boyalı renkleri göremememize nedendir.

            Tarihi kimliğinde Eşme kilimlerim incelediğimiz Eşme'de bitkisel, hayvansal ve topraksal kökenli doğal maddelerle boyamanın yapıldığım görüyoruz. En çok kullanılan renkler bakır kırmızısı ve alt tonları, saman şansı, çağla yeşili alt ve üst tonları, kök yeşil, mor,gri,portakal rengi ve alt tonları. Siyah hiçbir zaman kullanılmamıştır. Çeşitli bitkilerden, topraktan ve hayvansal madden elde edilen 650 renk bugün Eşme'de sentetik boyanın gelişiyle unutulup gitmiştir. Desenlerdeki yozlaşma da boya ve renkle birlikte gelmiştir.

            Ayrıca Eşme kilimlerinin tarihten gelen kimliğinin kaybolmasına bir etken de Eşme'nin yerli halkının giderek başka iş alanlarına kaymış olmaları nedeniyle bu değerli üretim unutulmuştur. Ancak tamamen yok olmamıştır.

            Tüccarlar ekonomik ve diğer bizce meçhul nedenlerle çok kazanma arzusuyla iç ve dış piyasayı ucuz otantik Eşme kilimlerinin yapısına aykırı kilimlerle doldurmuşlardır.

            Çok tabiidir ki fiyatları da otantik üretime göre çok ucuzdur. Bu nedenle fiyatta bunlarla rekabet etmek mümkün değildir.

            Ayrıca onların fiyatlarıyla da kilim dokuyucusuna ücret ödeyip otantik kalitede kilim dokumak mümkün değildir.

            Burada özveri ile teşkilatlanıp özveri ile kaliteyi bozmayıp geleneksel dokumaya ulaşmak gerekir. Çok doğaldır ki bütün Eşme'de kilimlerin otantik çalışmağı mümkün değildir. Ancak ihraca yönelik kilim,sumak.zili-,cicim gibi ürünlerin otantik çalışılması işsizliğin arttığı günümüzde pek çok kişiye yapağının yıkanmasından taranmasına ve dokumaya kadar, bitkilerin toplanmasından boya safhasına kadar pek çok kişiye iş yaratacaktır.

            Ayrıca ihracat için zaruri olan kalitede düzelmesi Eşme kilimciliğinin tümünde etkin olacak duruma gelecektir. İhracat için yapılan imalat kontrolü sonuçta iç piyasadaki dejenere olma hareketini de önleyecektir.

            EŞME KİLİMLERİNİ TARİHİ KİMLİĞİNE KAVUŞTURMAK İÇİN;

l - İplik Hazırlama,

2- Motif,

3- Atölye sistemi,

4- Mamul Özellik,

5- Doğal boya,

6- Künyeleme (Kimlik)

Yapılması gerekir

Doç. Dr. Ayça ADALILAR

 

 

KİRKİTLİ DOKUMALARIMIZIN TEKNİK ÖZELLİKLERİ VE ESKİ BİR EŞME KİLİMİNİN DESEN ANALİZİ

            İnsanların dış etkilerden korunması, barınakların rahat yaşamayı sağlayacak ve aynı zamanda "güzel arayış" duygularım karşılayacak bir biçimde döşenmesi gibi önemli gereksinmelerim gideren dokumacılık, insanlığın en eski sanatlarından biridir.

            "Sili (zili),cicim (cecim), kilim sumak gibi düz dokumaların ve halının dokunmasında, çözgüler arasından ve dokumanın enine geçirilen atkıları ve düğümleri döverek sıkıştırmaya yarayan ağaçtan, hayvan kemiklerlinden, hayvan dişlerinden ya da demirden yapılmış el gibi veya çatal gibi dişli araca KİRKİT ; bu aracın kullanılması ile elde edilen dokumalara KİRKİTLİ DOKUMALAR denilir.

            Osmanlı saray tutanaklarında eyalet, vilayet, muhakeme sicillerinde ve muhakeme muhallefat kayıtlarında, sık sık "kilim" sözcüğüne de rastlanmaktadır.

            L.Rasony "sili"nin Türkçe bir değiş olduğu görüşündedir. Oysa Asım Efendi Farsça "zilu" sözünü açıklarken; satrançlı palas ve kilimdir. Türkçe de değiştirilerek buna zil denmiştir. Küçüğüne ise ziliçe derler demektir. (Bürh.330)

            Sumak sözcüğü çözgülerin atkılara sarılması   tekniğindeki yaygıların dokunduğu Güney Kafkasya'daki kasabalardan birinin adı olarak kabul edilmektedir.

            Aşiret dokumaları köklü bir geleneğe göre imal edilmektedir. Kullanılan yanış ve kompozisyonlar aşiretlerin özelliklerine göre ayrılır. Kilim ve benzeri dokumalarda "im" adı verilen sembolik işaretlere sık sık rastlanır.

            Türk sanatında birbirinden farklı dört süsleme türü görülmektedir.

1-Sembolik süsleme

2-Geometrik süsleme

3-Çiçek şeklinde süsleme

4-Kitabe ve yazı şeklinde süsleme

            Bugün bir çok grup dağılmış olup, son elli yıldır gelişen ekonomik ve siyasi yenilikler yavaş yavaş fakat sürekli bir şekilde eski yapının yerini almaktadır. Değişim, ulaşımı kolay olan bölgelerde başlamakta. Ancak Anadolu'nun bazı çok sapa bölgelerinde hala eski yaşam biçimlerinde ısrar eden gruplara da rastlanmaktadır.

            Böylece geçtiğimiz yıllarda daha önceden hiç tanınmayan bazı kilim tipleri görülmeye başlamıştır. Bunlar geleneksel tutumlarından dolayı daha önceleri kilim satmak istemeyen grupların ya da aracıların henüz ulaşamadığı bölgelerde yaşayan grupların kilimleridir.

            100 yaşını aşmış tarihi bir Eşme kiliminin desen analizi yapılacaktır.

Yrd.Doç.Dr. İ. Çetin AYTAÇ

 

EŞME KİLİMCİLİĞİNİN SORUNLARINA BAKILDIĞINDA HALKININ KARŞILAŞTIĞI GÜÇLÜKLER

            Kilim, el emeği üretilen, yöremizde sanayi dalma kavuşamamış, ancak günümüz sanayi imkanlarımdan faydalanılan ve üretilen bir el sanatıdır.

            Halkımız bu üretimde aşama aşama aşağıda açıklamaya çalışacağımız işlemleri yapar. Kilim üretiminde yörede ISDAR adıyla bilmen tezgah kullanılır.

            ISDAR'ın Parçalan:

A-İki adet yan ağacı

B-İki adet pazı

C-Bir adet kücü ağacı

D-Bir adet varan gelen (gelgit)

E-Geride kullanılan bir adet üst kazık, bir adet alt kazık

F-İki adet eriş(Elgi)in pazıya bağlanmasını sağlayan çubuk

G-Kirkit

            Bu aletler kilim üretiminin demirbaş malzemeleri olup her evde bulunur. Eskiden ağaçtan yontularak yapılan bu aletler şimdi demirden imal edilmektedir.

            Üretilecek kilim ve diğer ev ihtiyacı yaygıya göre ip ve boyama hazırlığına girişilir.

            Yörede kullanılan ve üretilen yaygı çeşitleri:

1-Kilim

2-Zili çul

3-Namazla(seccade)

4-Çuval

5-Heybe

6-Torba

7-İteği

8-Dokuma yastık, olarak sayabiliriz.

            Eskiden yörenin kendisine has örnekleri kullanılmakta iken son zamanlarda Türkiye'nin diğer bölgelerinden de gelen ve bazı pazarlarda değeri olan örnekler de yapılmaya başlanmıştır.

            Yine eskiden elde hazırlanan ve Kirman'la eğrilen ip  Çıkrıkta bükülür ve boyaya hazırlanırdı. Şimdi genelde hazır fabrikada imal edilen ipler kullanılmaktadır.

            Kilim iplikleri eskiden ilkel şartlarda boyanırken ve bazı boyalar doğada tabi olarak elde edilirken şimdi boyalı olarak gelmektedir.

            Yukarıda açıklamaya çalıştığımız gibi bir yaygının meydana getirilişinde gerekli malzemelerin temininde zorluklar karşısında kalma cağı doğaldır.

            Eskiden her evde çok değişik ve güzel örnekleri bulunan yöre geleneklerine göre camilere serilen kilim ve zililerle Türk zevki ve ruhunun ne kadar ince olduğu görülürdü.

            Değişen hayat şartlan. ülkenin dışarıya açılması, Avrupa ülkelerine gidip gelmeler, ve orada birinci- ikinci kuşakların yetişmesi,yörede üretilen kilimlerin ve diğer yaygıların dış pazarlara gönderilmeye başlaması, renk ve örnek seçiminde bir çok değişikliklerin doğmasına sebep olmuştur.

İsa GÜN

 

ANADOLU KADINI VE “EŞME” KİLİMLERİNDEKİ  MESAJ

            Fert emeği ile başlayıp kolektif  bir faaliyet kaynağı haline gelen halk sanatlarını, el,ev ve çarşı sanatları diye üç kısma ayırabiliriz.

            El sanatları Anadolu'nun çeşitli bölgelerine göre özel bir karakter taşırlar.

            Bunların içinde semtlere göre belirgin olanları vardır. Örneğin : Mardin'in;iğne dantelleri, Gaziantep'in, Antep işleri  Bursa, Konya, Alaşehir oyaları, oyaları Eşme'nin Eşme Kilimleri, Sivas çoraptan vs.

            El sanatları zamanında ferdin ve ailenin çeşitli ihtiyaçlarım içine alırdı. Bu sanatlar çokluk kadınlar tarafından yapıla geldiği için "Kadın Sanattan"" da denilebilir.

            Bu işler her ne kadar gününde ihtiyaçları karşılamak maksadıyla yapılmakta ise de işçinin sanat kabiliyetim işlemesi, onun bir zevk ve hüner eseri haline koyar.

            "Hiçbir alete, hiçbir modele, teknik mahiyette hiçbir tahsil ve terbiyeye malik olmayan Türkmen kızının, nekabili taklit nakışlarla müzeyyen çok nefis halılar vücuda getirilebilmesi,ancak bir sanat kabiliyetine malik olmasıyla izah olunabilir" diyen Rus araştırmacı "Mihaliof bundan yüzyıl önce bu övgüyü söylemiştir.

            İşte bütün tarih boyunca görüyoruz ki, Türk kadını; çadırının kıl kiliminden sarayının döşemesine kadar her yerde ve her zaman evini güzelleştirmek, ihtiyaçlarını karşılamak ve hayat mücadelesinde erkeğin yanında iktisadi bakımdan yer almak için, elinin emeğini ve ruhunun inceliğim el sanatlarına koymuş ve bu emekten daima şeref duymuştur.

            Anadolu kadını, yaşam tarzım her zaman kilimlere yansıtmış... Bir üçgendir hayat... Öz, göz, söz olgunluğu ... Ve kadınca yaşantının dili... Kilim,..

Prof. Türkan SÖZÜDOĞRU

yöresel eşme

YÖRESEL

ESME İLÇESİ YÖRESEL TÜRKÜLER VE NAMELER

YAĞMUR YAĞAR
Yağmur yağar tıpır tıpır yerlere
Ben ağlarım yalan gelir ellere
Pusulamda çıkmış ben askere gidiyom
Ben gidersen bakarmısın ellere

Haticede hanım ekleme şalvar dikiyor
Bu ayrılık bellerimi büküyor
Gaş gaş olmuş eller bize bakıyor
Ben gidersem sararmışın ellere

TAKMAK




EMİNEM
Eminemi bindirdiler gemiye
Dillerim varmıyar Emmem öldü demeye
Hoca gelsin dalkınımı vermeye
Aman aman Emmem vay benim
Baygın Eminem
Anasını uykularda koyup kaçan Eminem

Emine'mi has bahçede bastılar
Şalvarım gül dalma astılar
Fiyatım binbeşyüze kestiler
Aman aman Eminem
Akşamlara kalmışsın
Yaşların küçücük sulara dalmışsın

Karanfili budamışlar dal diye
Sarılır boynuma beni al diye
Sen olmazsan sadıcımı ver diye
Aman aman Eminem
Akşamlara kalmışsın
Yaşların da küçücük sevdalara dalmışsın

TAKMAK



ELVANLARLA ŞU TAKMAĞIN ARASI
Bir taş attım pencereye tık dedi
Bir kız çıktı annem evde yok dedi
İnanmazsan çık yukarı bak dedi

Gelme oğlan gelme vururum seni
Yazarımda bozarım Manisa'ya yollarım
Elimde de evraklar Ankaraya yollarım seni

Elvanlarla şu Takmağın arası
Yaktı beni kaşlarının karası
Gaş gaş olmuş Elvanların Halisi

Gelme oğlan gelme vururum seni
Yazarımda bozarım Manisa'ya yollarım
Elimde de evraklar Ankaraya yollarım seni



IĞIL IĞIL
Iğıl ığıl akar derenin suyu
Geçtiğim yolların gölgesi goyu
Basında yazması kendinden dayı
A benimde sarmalarına gıyamadığım
Sarılıpta öpmelerine duyamadığım

Aşağından geliyorda hamazlar
Yar yoluna geçirdiğim namazlar
Hanide senin nazlı yarin demezler
A benimde sarmalarına gıyamadığım
Sarılıpta öpmelerine doyamadığım



AL ELMA KIZIL ELMA
El elma kızıl elma
Yollara dizil elma
Ben alnına yazılmışım
İster al ister alma

Oğlan yandan kız yandan
Seviyom seni candan
İki tane yar sevilmez
Ya ondan geç ya benden
Oğlan diyorum sana
Bir cevap versen bana
Kaldır gelin kollarım
Bende sarayım sana

Al elmanın üçünü
Öp ağzının içini
Öpem derken ısırmışım
Affet benim suçumu

Oğlan yandan kız yandan
Seviyom seni candan
İki tane yar sevilmez
Ya ondan geç ya benden
Oğlan diyorum sana
Bir cevap versen bana
Kaldır gelin kollarım
Bende sarayım sana

ŞÜKRÜ KAYALI
KAYALI KÖYÜ



KİBAR GELİN
Kiremit bacaları
Giymiş alacaları
Nerde güzel gelin varsa
Gebersin gocaları

A güzelim a kibarım
Saçakta öten kuşlar
Yaktı yandırdı beni
Gaş altından bakışlar

Koca kuyu bu muydu
îçi dolu su muydu
Öptümde de geçiverdim
Son cevabın bu muydu

A güzelim a kibarım
Mercimek kavurması
Zor mu geldi kibar gelin
Gocandan ayrılması

ŞÜKRÜ KAYALI
KAYALI KÖYÜ



PINARIN BAŞINA VURMUŞ KAZANI
Pınarın başına vurmuş kazanı
Orta boylarına vermiş düzeni
Sen mi idin şu Takmak'ın güzeli
Sen gideli köyün tadı kalmadı

Çeşmeler yaptırdım altın oluklu
İçmedim suyunu mercan balıklı
Bir kız sevdim oda ele yavuklu
Boşan gel kocadan alam kız seni

Trene takılan demir halkadır
O yarin saçları dalga dalgadır
Orda bir güzel beni aldatır
Mert ol gelin mert ol ayrılmayalım

TAKMAK



FERİDE
Yağmur yağıyor dere tabanlarına
Anam seni vercem diyormuş a gelin
Koyun çobanlarına

Ağla anam ağla
Ağlamanın günleri
Bülbül gibi söylüyor
Feride'nin dilleri

Hastanenin önleri incir ağacı
Dökülmüş yaprakları kalmış ağacı
Doktorlar bulamadı bana ilacı

Ağla anam ağla
Ağlamanın günleri
Bülbül gibi söylüyor
Feride'nin dilleri

KAYALI
ŞÜKRÜ KAYALI



ERKEÇLER YOLLARI
Erkeçler yolları dopdolu susam
Ardımızdan gelir yüz kadar insan
Basımı beklesin eniştem Hasan
Ben doydum dünyaya beni vuran doymasın
Benim vurulduğumu Gani dayım duymasın

Cenazemin suyu kaynar ocakta
Tabanca elinde kama kucakta
Akşam ezanında kaldım sıcakta
Ben doydum dünyaya beni vuran doymasın
Benim vurulduğumu Gani dayım duymasın

TAKMAK



CENNETİM
Tren gelir Banaz'dan
Vagonları kirazdan
Kalk gidelim ufacıkda boylu Cennetim
Baban gelir birazdan

Tren gelir Eşme'den
Vagonları vişneden
Kalk gidelim ufacıkda boylu Cennetim
Devriyeler düşmeden

Tren gelir Aydın'dan
Karlı dağın ardından
Mezarımı çifte kazın ufacıkda boylu Cennetim
Yarim gelecek ardımdan



HACCEM
Eğir büğrü gider Eşme'nin yolu
Gençken büküldü Haccem'in beli
Haccem'i sorarsan aktasın gülü
Yürüyüşünden belli
Haccem kız belli

Evlerinin önü bir dönüm darı
Haccem'in saçları anadan sarı
Onu böyle eden anası garı
Yürüyüşünden belli
Haccem kız belli

Aktaşa yarınca döndün geriye
Saman bastım gavruk senin derine
Sebebim tutmasın Hacce garıya
Yürüyüşünden belli
Haccem kız belli



TAKMAK AĞIDI
Giyinmiş kuşanmış alın üstüne
Soğuk sular içilmez balın üstüne
Dünyanın malına malım var deme
Uzatırlar bir gün salın üstüne

Uzun kavak olsam dalım olmasa
Yarim güzel olsa evim olmasa
Yar seninle sarılıp yatsam
İçinde duracak evim olmasa

Salimi götürün zalim Takmak'a
Nazlı yarim gelsin bana bakmaya
Nazlı yar salıma gelip girmezse
Yemin ettim girmem kara toprağa


EŞME'nin özellikleri

İKLİM ve BİTKİ ÖRTÜSÜ

İlçemizde kışlar çok soğuk,yazlar sıcak ve kurak geçer. Kışın fazla kar yağmaz. İlkbahar ve Sonbahar mevsimleri uzun sürer, ilçe merkezi ve engebeli arazi üzerine kurulmuş olduğundan kışın yağan şiddetli yağmurlar erozyona sebep olmaktadır. Arazi genel olarak çıplaktır. Dağlarda fundalık halinde meşelik varsa da çok yer çıplaktır. Güllü Karacaömerli ve Akçaköy dolaylannda çam ormanları mevcut olup diğer yerler Meşe,Palamut,Pıynar ve Ardıç ile kaplıdır.
İlçemizdeki yıllık ortalama yağış M2 ye 241.8 /Kg dır. Yağışların aylara ve mevsimlere göre dağılımı düzensizdir.

harita.jpgEŞMENİN COĞRAFİ YAPISI

İlçemiz 1338 Km2 yüzölçümlü, doğusu Uşak ve Ulubey ,batısı Sarıgöl ve Alaşehir kuzeyi Kula ve Selendi güneyi Güney îlçesi ile çevrili ,823 rakımlı bir yerleşim merkezidir.Eşme il merkezi olan Uşak 'a kara yolu ile 64 km. demiryolu ile 69 km. dır.Alaşehir 'e demiryolu ile 49 km Güney ilçesine karayolu ile 39 km uzaklıkta olup, İç Anadolu'yu Ege Bölgesine bağlayan geçit yolu üzerinde Omurbaba, Kabaş-Macar ,Güney Ören ,Ağabey,Emirli ve Kemer Dağının eteklerinde kurulmuş bulunmaktadır. Kuzeye düşen köylerin bir kısmı Gediz vadisindedir.
Gediz çayından başka yaz ve kış devamlı akan akarsuyu yoktur. Kışın yağmur suları ile beslenen Güllü ve Eşme dereleri mevcuttur

NÜFUSU


İlçenin nüfusu 22 Ekim 2000 tarihli Genel nüfus sayımına göre; Merkez İlçe merkezi 11.615 , Belde ve Köyler Toplamı 27.254 olmak üzere İlçenin nüfusu toplam 38.869 dur.

İlçemiz nüfusunun çeşitli mesleklere göre dağılımı ise % 40 çiftçi, %20 Küçük esnaf, % 5 yurt dışında işçi, % 5 sanatkar ve %30 serbest meslek sahibidir.
İlçemiz merkezinde okur yazarlık oranı % 96 oranındadır.
İlçemiz nüfusunun ana dili % 100 Türkçe'dir.
Eşme İlçesinin 2000 yılı Genel Nüfus Sayımına göre ;
İlçe Merkezinin Nüfusu 11.615
Yeleğen Kasabasının Nüfusu 2.661
Ahmetler Kasabasının Nüfusu 2.018
Güllü Kasabasının Nüfusu 1.993
Köylerin Nüfus Toplam 20.584
GENEL TOPLAM 38.869

EKONOMİ

İlçemizde ekonomik hayatın tarihim incelediğimizde, önceleri tarım ve hayvancılığa dayalı iken, daha sonra yurtdışında çalışan işçilerimizin geri dönmeleri veya oradan gönderdikleri yardımlarla bir takım imalathaneler, sanayi işyerleri tavuk çiftlikleri kurulduğu görülmektedir. Son zamanlarda ilçe merkezi ve Köylerinde kilim dokumacılığı büyük boyutlara ulaşmış ve halkın büyük çoğunluğu için geçim kaynağı olması ile birlikte dokumacılık sektörü ekonomiye büyük katkıda bulunmaktadır.

İlçemiz halkının büyük bir kesiminin geçim kaynağı olan Tütüncülüğü uygulanan kota sebebiyle verimde azalma olması halkın geçim sıkıntısına sebep olmuştur. Tütün üretimine alternatif olarak 2002 yılı içinde başlanan salatalık üretimi sayesinde sıcak para akışı sayesinde halk biraz olsun rahatlamıştır. 2003 yılında yapılan sözleşmelerle İlçemiz Köylerinde 4000 (Da) alanda salatalık üretimi yapılmıştır.

Ayrıca ilçemiz Kolankaya Köyünde ÇOBANOGLU Kaşar imalâthanesi ve GEDİK TAVUKÇULUK işletmesi bulunmaktadır. Çobanoğlu kaşar imalathane sinde 70 personel çalışmakta olup günlük kapasitesi 150 tondur. kış aylarında 45 ton /gün , yaz aylarında ise 70 ton/gün üretim yapılmaktadır.

1995 yılında faaliyete geçen Gedik tavukçuluk işletmesinde 180 kişi günlük 60 ton piliç üretimi kapasitesi ile çalışmaktadır. Aylık üretim 1200-1500 ton civarında olup ,Türkiye'deki piliç ihtiyacının % 4 bu tesis den karşılanmaktadır, İlçemizde bulunan 69 adet tavuk çiftliğinde bir dönemde 540 bin civciv beslenmektedir

Yurtdışında bulunan işçilerin büyük yardımı ve Orköy desteği ile ilçemizde Karacaömerli Köyünde kurulan Yem Fabrikası İspiroğlu Yem sanayii tarafından kiralanmış ve Ocak 2000 yılından itibaren üretime devam etmekte olup, günde 10 ton yem üretimi yapmaktadır.

İlçemiz Köylerinin büyük çoğunluğu tarımla uğraşmaktadır.

İlçemiz merkez ve köylerinde tütün, buğday,fiğ, arpa, haşhaş, karpuz, nohut, bağ, sebze ,börülce, kavun, meyve, susam ekimi yapılmaktadır.

İlçemiz Takmak Köyünde iki adet, Güllübağ ,Ahmetler,Güneyköy, Poslu, Kolankaya, Yeleğen, Karaahmetli, Alahabalı ve Yeşilkavak köylerinde birer adet olmak üzere toplam 11 adet sulama göleti bulunmaktadır.

Tarımsal amaçlı Yeleğen ve Yeşilkavak, Alahabalı, Güllübağ, Karaahmetli Sulama Kooperatifleri, Takmak ve Karacaömerli Köylerinde iki Kalkınma kooperatifi ile Güneyköy, Yeleğen, Eşme merkez Kayapınar, Güllü,Takmak,Saraycık Köylerinde 8 adet Tarım Kredi Kooperatifi bulunmaktadır.

İlçemizde Ziraat Bankası, Halkbank.,Türkiye îş Bankası olmak üzere üç banka bulunmaktadır.

Sanayi ve Ticaret Bakanlığı desteği ile kurulan "Eşme Kilimciliği Geliştirme" Kooperatifi çalışmalarım sürdürmektedir.

Eşme Kilimciliğinin Turizm ekonomisine kalkışım artırmak üzere Kastolos Kilim Kooperatifi faaliyet göstermektedir.

Eşme Kilimlerinin Uluslar arası boyutta tanıtılması ve pazarlanması amacıyla 1994 yılında ilki yapılan Uluslar arası Eşme Turistik Kilim,Kültür ve Sanat Festivali her yıl olduğu gibi bu yılda yapılacaktır.

 


 

ARAZİ ÖZELLİKLERİ

İlçemiz doğal yapısı itibarıyla tipik bir İç Batı Anadolu yerleşim birimidir. Genelde çok engebeli bir arazi üzerinde kumludur. Özellikle kuzey ve doğu yörelerindeki dağlık araziler tarım için elverişli değildir.
İlçenin bu yönlerinde bulunan yerleşim yerlerinde hayvancılık ve buğday tarımı,güney ve batı yönlerinde ise tütün kuzey ve doğu yönlerinde bulunan yerleşim yerlerinde hayvancılık ve buğday tarımı,güney ve batı yörelerinde ise tütün yetiştiriciliği geçim kaynağıdır, îç Anadolu ile Ege bölgesi arasında geçiş ikliminin bütün özelliklerim taşıyan îlçe'de yıllık yağış oram düşük seviyededir. Bu sebeple genelde seyrekçe meşe ağaçları ve bodur ağaçlar görülür. Güllü ve Akçaköy civarında azda olsa çam ormanları görülür. Akarsuyu olmayan ilçede göletlerle sulama yapılmakta olup,bitki örtüsü hayvancılık yapmaya müsait olduğundan hayvancılıkta önemli bir geçim kaynağıdır. Özellikle küçük baş hayvan yetiştiriciliği yapılmaktadır.

İlçemiz genelinde büyük baş ve küçükbaş hayvancılık önemli gelir kaynakları arasındadır. Arazinin dağlık olması hayvancılığın gelişmesinde önemli faktör olmuştur. Son yıllarda hayvan besiciliğinde eski geleneklerden modern besiciliğe doğru hızlı bir geçiş olmaktadır. Bunda eğitim düzeyinin gelişmesi, mera alanlarının tarıma açılması, hayvan besiciliği ile uğraşan nufus sayısındaki düşmesi önemli faktörler olmuştur. Son zamanlarda ıslah edilmiş hayvan cinslerinin yetiştirilmesi verim artışını getirmiş, ancak modern besicilik yapmayı zorunlu hale getirmiştir

SOSYAL DURUM

Engebeli bir arazi üzerine yerleşmiş olan îlçe Merkezindeki konutların tamamına yakın bir kısmı ile Köylerdeki yeni yapılan binaların önemli bir bölümü genellikle betonarmedir. Karkas yapılarında bulunduğu gözlenmektedir. Yapılar genellikle yeni ve planlıdır. Bunda yurtdışında çalışanların büyük rolü vardır.
İlçe merkezinde 5020 adet mesken bulunmaktadır.
İlçede sosyal yaşantı genellikle gelişmiştir. İlçe Merkez ve bağlı 3 Kasaba ile birlikte 57 Köy bulunmaktadır. Merkez ve Köylerin tamamına yakınında elektrik sorunu bulunmamaktadır.

b) Sosyal Yaşantı

İlçe ,belde,ve köylerdeki yaşayan halkın tamamı homojen bir yapı arz eder.Türk kültüründe yaşatılan gelenek ve göreneklerin hepsi mevcuttur. Kıyafet olarak ilçemizde kadınların günlük kıyafetleri; Göynek, entari, yelek, sırta giyilen kıyafetlerdendir. Kadınların ayağa giydikleri kıyafetler ise çorap ve naylon ayakkabıdır. Kadınların başa bağladıkları tülbent (Bunu genç kızlar başa bağlar)Yaşlılar ise önce tülbent daha sonra üzerine yazma bağlarlar.Yazma kare şeklinde desenli ince bir örtüdür.Kenarları mekik firkete ,tığ veya iğne oyalarıya süslenerek kullanılır.
İlçemizde yemek çeşitleri hamur işlerinden; Börek, bükme, yufka vediğer unlu yiyeceklerdir.
Çorbalar, et yemekleri güncelliği devam ettirmektedir. Bilhassa çorbalardan tarhana çorbası meşhurdur. Et yemeklerinden; Keşkek,Bulgur, etli nohut önemli yer tutmaktadır.
Tatlılar olarak un helvası, tenem helva.irmik helvası mevcuttur.

c) Sosyal Tesisler

İlçemizde sosyal tesis olarak ;spor sahası (Toprak Zemin),halı saha,Belediye çok amaçlı düğün salonu.Dumlupınar ilköğretim okulu bünyesinde kapalı spor salonu, öğretmen evi mevcuttur.Ayrıca belediyenin yaylak mevkiinde yapımı devam eden doğa parkında; anfi tiyatro, müze, yüzme havuzu, cirit sahası ve piknik alanları mevcuttur.

d) İş ve Çalışma hayatı

İlçemizde çalışma hayatı tarım ve hayvancılığa dayanmaktadır.Tarım ürünleri olarak buğday,arpa.yulaf,mısır,nohut,kuru fasulye , fiğ , burçak , tütün , haşhaş , susam, ayçiçeği,soğan,sarmısak , kornişon salatalık,salçalık biber,kavun,karpuz üretilmektedir.
Halkımızın büyük bir bölümü yurt dışında bilhassa Almanya da işçi olarak çalışmaktadır. Bu durum Eşme halkının gelişmesinde önemli bir etken olmuştur.
İlçemizde hayvancılık olarak büyük ve küçük baş hayvancılık yaygın bir şekilde yapılmakta,bunlardan tavuk,koyunculuk ve sığır besiciliği büyük bir miktarda halkımızın geçimim sağladığı bilinmektedir.
Yörede hayvancılık, çiftçinin önemli gelir kaynaklarındandır. İlçede tarım ve hayvancılık birbirini destekler özelliktedir, son yıllarda hayvancılık faaliyetlerinde önemli gelişmeler sağlanmıştır.Özellikle büyükbaş hayvancılıkta ,ahır hayvancılığına,doğru geçiş dikkati çekmektedir.Aynı durum kümes hayvancılığında da görülmektedir. Modem kümeslerde , kafes sistemi ile ticari amaçlı .yumurta ve et tavukçuluğu giderek yaygınlaşmaktadır.
İlçe merkez ve köylerinde yoğun olarak özellikle kış aylarında kilim dokumacılığı yapılmaktadır. Aile şirketi işletmeciliği şeklinde yürütülen bu faaliyet sayesinde halk önemli bir gelir sağlamaktadır, îlçe esnafı tarafından dokutturulan bu kilimler İstanbul ve yurdumuzun diğer bölgelerinde satılmaktadır. Bu işle İştigal eden yaklaşık ilçe merkezi ve köylerde 5000 ila 6000 arasında tezgah bulunmaktadır. Bir yılda ortalama olarak 100.000 - 120.000 M2 civarında kilim dokunmaktadır. Ticari amaçla dokunan kilimlerin büyük desenli ,pastel,donuk renkler halindedir.Ayrıca geleneksel Takmak kilimleri aranan kilimlerdendir.
1994 yılından beri ilçemiz uluslar arası kilim festivali yapılmakta ve böylece Eşme kilimleri büyük ölçüde tanıtılması sağlanmış bulunmaktadır.
İlçede iş imkanı bakımından devlet daireleri ve serbest ticarethaneler dışında tarım işçiliği bulunmaktadır

Esme Ilçesinde imalat ve tamirat sanayi ile ugrasan küçük esnafin isyeri sikintisina çözüm bulmak amaciyla 1984 yilinda bir kooperatif kurulmustur. Ilçenin kuzey dogusundaki 72.000 m2 lik alan site için uygun görülmüstür.

Belediye imar planinda sanayi sitesi olarak isaretlenen bu alan üzerinde kooperatif insaati baslamistir. Kooperatif bünyesinde 139 isyeri bulunmakta olup fiziki gerçeklesme orani % 95 dir. Üye sayisi 115 dir.


EŞME'nin tarihi

Uşak ilinin batısında yer alan Eşme ilçesi gerek nüfusu ,gerek yüzölçümü bakımından îlimizin ikinci büyük ilçesidir. Tarihin ilk çağlarından beri değişik milletlere merkez olan Eşme'nin ilk sakinlerinin Esmeli Aşiretinden olduğu rivayet edilmektedir.
Esmeli aşiretinin bu adı nereden aldığı bilinmemekle beraber,Eşme pınarların başına yerleşen aşiret oymaklarına veya göç kafilelerine verilen isim olarak düşünülmektedir.İlçemiz Türk aşiretlerinde Esmeli, Kacar,Harmandalı,Kızılkeçeli, Karatekeli, Sankeçili, Santekeli.Sankeçeli, gibi aşiretlere yurt ve oba olmuştur. Bu aşiretlerin bazılarının varlığını halen devam ettirmekte olup. Karakeçili aşiretinin Urfa ve Bilecik te ,Eşmeli aşiretinin de Kocaeli'ndeki aşiretlerle kan ve akrabalık bağlarının bulunduğu bilinmektedir.
Osmanlı döneminde Denizli ilinin Mutasarrıflık olması ile birlikte Güreinay, Sirge Nahiyeleri ile birleştirilerek Eşme Kazası adı ile bu il' e bağlanmıştır. (1865)daha sonra Manisa iline bağlanmış.ilçe merkezi 1934 yılında ulaşım durumu göz önünde bulundurularak Takmak tan Eşmeye taşınmıştır. 1953 yılında Uşak Kazasının İl olması ile birlikte Uşak'a bağlanmıştır.
Batı Anadolu'da Uşak İli'ne bağlı bir ilçe olan Eşme’nin. 62 köyü vardır. Bu ilçenin yazın kuruyan, kışın gürleşen dereleri. kuzeyde Gediz, Büyük- Menderes ırmaklarına karışır. Manisa'nın Selendi, Kula, Alaşehir ve Sarıgöl ilçelerine komşudur. Denizden yüksekliği 823 m. olup, il merkezi Uşak'a yeni asfalt şose ile 61km. ve demiryolu ile 69 km. mesafededir.
Eşme ilçe merkezi, daha önce şimdiki kasabanın 5 km. kuzeydoğusundaki Takmak köyünde idi. 1920 yılında Yunan işgaline uğramış. İstiklal Savaş’ımızın zaferle sona ermesi üzerine, işgalci Yunanlılar tarafından; kışlaları, hükümet konağı ve çarşısı yakılmış olan bu eski ilçe merkezi, bir harabeye dönmüştü. 3 Eylül 1922'de Kahraman Ordumuzun Takmak'a girmesi ile, Eşme de düşman işgalinden kurtulmuştur. Yunanlıların yakıp yıkması ile harabeye dönen Takmak'ın imarının güçlüğü yüzünden, Manisa İl Genel Meclisi Kararı ile ilçe merkezinin, Afyon-İzmir demiryolu üzerinde Elvanlar İstasyonu yanındaki araziye kurulması gerçekleştirilmiştir. 26 Mart 1934'de Kaymakamlık. Elvanlara taşınmıştır. Bu yeni ilçe merkezi kısa sürede gelişmiş, bugün Uşak'ın en büyük ve mamur bir ilçesi haline gelmiştir.
Eşme ilçesi, 1953 yılına kadar Manisa İli'ne bağlı iken, aynı yıl il olan Uşak'a (Uşak Kütahya'nın ilçesi idi) verilmiştir.
Eşme adının, çok uzun bir geçmişi vardır. Büyük Osmanlı Tarihçisi Müneccimbaşı Ahmed - Dede'nin Cami-üd-Düvel'inin kaynağına göre, Germiyanoğulları Beyliği'ni kuran ve Kütahya'yı merkez edinen Alişir oğlu l. Yakup Bey'in 1302 yılında sahip olduğu Banaz, Kula ve Denizli bölgeleri ile birlikte Eşme de, onun mülkiyetinde idi. Sultan Yıldırım Bayezid 1390'da Germiyanoğulları Beyliği'ni II. Yakup Bey'in elinden alarak. Osmanlı idaresine bağlamıştı. Bu bilgilerden, Eşme bölge adının, Germiyanoğulları zamanından ve en azından günümüzden 692 yıl öncesinden kalma olduğu, anlaşılmaktadır.
Eşme İlçesi köylüleri'nin atalarından kalma hatıralarına göre. Eşme adı, bu addaki Yörük oymağı'ndarı kalmadır. Bugün. Eşme'deki en büyük aşiret Horasan'dan gelme olduklarım bilen Kargılı, Küşeli ve Çıkılı adlı uç oymağı bulunan Kaçarlar'dır.
Eşme Yerlilerinden ögretmen Elif Hale hanımın dedelerinden aldığı bilgilere göre, ilçe merkezi Elvanlar'a, Antalya'nın Almalı yöresinden gelme Sarıkeçili de denilen Santekeli Yörükleri; Danaz'da Kızıltekeli Yörükleri, Kıranköyünde Matan Yörükleri, Eşme-Alaşehir arasındaki Ziyanlar köyünde Horasan Yörükleri, Hardallı ve Kayalı köylerinde Hardallı Yörükleri yerleşmişlerdir.
Eşme'de öteki Yörük obalarından bilinenler: Acem Yörükleri. Bekişli,Güllü, Kıllılar, Kirliler ve Tülüler'dir.
Bugün Eşme köy adlarından bir kısmınınn Yörük veya Türkmen oba ya da oymaklarına göre anıldığı görülüyor: Aydınlı, Bekişli, Bozlar, Caberler, Davutlar, Delibaşlı, Dervişli, Elvanlar (ilçe merkezi). Emirli, Eşmeli, Fakılı, Güllü, Harmandalı, İsalar, Kandemirler, KaraAhmetli, Karabacaklı, Karacaömerli. Kazaklar, Köseler, Manavlı, ve Takmak köyleri gibi
Buradaki yaylaklar ve kışlaklara, Sivas Vilayetinden Yeni-El Türkmen oymakları, izinsiz olarak gelip otlaklardan yararlanıyorlardı. İstanbul'a yapılan şikayetler üzerine, Hicrî "Evahir i Z. 1145" (5-14 Mayıs 1733) tarihli bir Osmanlı belgesinde: Eşme Kazası Kadısı'na gelen hükümde; Buradaki yaylak ve kışlaklara izinsiz gelen ve yerli yörüklerin otlaklarından yararlanan bu oymakların, yine kendi eski yerlerine gönderilmeleri isteniyordu." Bu hüküm, yerine getirilmiştir.
İlçe ekonomisi tarıma ve dışa dönüktür. Tarımın yanı sıra, hayvancılık da gelişmiştir. Kasaba balkının geçim kaynaklarından biri kilimciliktir. Yılda orta boyda, 5-7 bin kilim dokunur, Eşme'nin Takmak, Kalınkaya, Bozlar, Karacaömer,Akçaköy. Emirler ve Fakılı köylerindeki el tezgahlarında dokunan kilimler, piyasada çok tutuna gelmiştir.

Eşme, 27 Augustos 1920'de Yunan işgaline uğramıs, 3 Eylül 1922 de düsman işgalinden kurtulmustur. Asil Ege ,ile Iç Ege arasında iklim bakımından bir geçit bölgesidir.

EŞME

Batı Anadolu'da Uşak ilimize bağlı bir ilçe olan Eşme:

Doğusu; Ulubey ve Uşak merkez ilçeleri, Batısı; Alaşehir ve Sarıgöl,
Kuzeyi; Kula ve Selendi ilçeleri,
Güneyi de; Güney ilçesi ile çevrilidir.

Denizden yüksekliği 823m olup, il merkezi Uşak'a karayolu ile 62, demiryolu ile 69km mesafe uzaklıktadır, İlçeden Uşak-İzmir demiryolu geçmektedir.

İlçenin nüfusu: ilçe merkezi 13.500; köyleriyle birlikte 39.000'dir. Yeleğen, Güllü, Ahmetler beldeleri belediyeliktir.
Eşme ilk okuluna 1908 yılında kavuşmuş olup; okur-yazar oranı %100'e yakındır, ilçe merkezinde 6 ilköğretim Okulu, Çıraklık Eğitim Merkezi, Lise, Kız Meslek Lisesi, Endüstri Meslek Lisesi, Sağlık Meslek Lisesi, Anadolu Lisesi, Anadolu Öğretmen Lisesi ve 1 adet Yüksekokul bulunmaktadır, ilçemizin 30 yataklı Devlet Hastanesi, l2 eczane, 3 sağlık ocağı bulunmaktadır.
Eşme ilçesi ve civarı uzun yıllardan beri Türkmen oymaklarının yurdu olmuş konar-göçer / yaylakçı-kışlakçı hayatı yaşamış ve bu durum yer yer günümüze kadar süre gelmiştir. Köylerin boy ve oymaklarından kalan adları da bu durumu açıkça göstermektedir. Bugün Eşme'nin bir köyü olan Takmak, 19. Yüzyılın ikinci yarısında. Denizli Mutasarrıflık olduğunda kaza merkezi olmuştur. 1898 yılında İzmir-Afyon demiryolu açılıp, tren Elvanlar mahallemizden geçmeye başlamıştır. Takmak Kaymakamı Vakkas Ferit Savaş, sosyal ve ekonomik yapının daha iyi gelişeceğini düşündüğü Eşme'ye, kazanın taşınması için uğraşmıştır. 26 Mart 1934 Pazar günü Hükümet Konağındaki evraklar ve eşyalar kağnılarla Elvanlar'a taşındı. 1953 yılna kadar Manisa'nın bir ilçesi olan Eşme, 1953 yılında Uşak'a bağlandı.

Denizden 823 metre yüksekliğe sahip olan Eşme'de ekonomik yaşam çiftçilik ve hayvancılığa dayanmaktadır. Son yıllarda tavukçuluk ve süt ürünleri üretiminde ilerleme göstermiştir. Tütün üretimi yapılmakta; kekik ve konserve ürünü salatalık üretimi gelişmektedir. Bunların yanında yöre halkı dokumacılıkla da uğraşmaktadır.
Eşme kendine özgü değerli kilimleri ile tanınmış seçkin bir ilçemizdir. Ancak diğer bölgelerimizde olduğu gibi Eşme Kilimleri de zaman içinde büyük ölçüde değişikliğe uğramıştır. Geçmişte Eşme halkının kendi ihtiyaçları için yaptığı, bugün örneklerini bölge Cami ve Mescitlerinde görebildiğimiz eski kilimlerle, günümüzde dokuyup evlerinde kullandıkları ve tüccar siparişleri ile ticari amaçla dokutturulan kilimler karşılaştırıldığında, boya ve iplik kalitesi bakımından da önemli değişiklikler hemen göze çarpar.

Kilimlerde görülen motifler, süslemeler, bitkisel, hayvansal motifler, kıskançlık , nazar, hasret, dedikodu, aşk, kavuşma gibi konularıyla süslenmiştir. Kıvrım, muska, kurbacık, kancalı, köçek, çakalayağı, çömlek, zülüf, dikmeli kurt ağzı, karagöz, dikmeli su, kıvrım, kıvrımlı pençe Eşme ilçesine has çeşitli kilim motiflerinden bazılarıdır.
Eşme'de kilimler Istar denilen dik tezgahlarda dokunur. Bölgede tezgaha Kilim Ağacı da denir. Kilimlerin ipleri yündür ve kök boya ile boyanır. Günümüzde artık kök boya yerini kimyasal boya almıştır.
Yörede kilim dokumacılığının ne zaman başladığı tam olarak bilinmemesine rağmen; çadır kültürünün bir parçası olan kilim dokumacılığının bu yöredeki Yörük ve Türkmenler tarafından daha önceden bilindiği kesindir. Ancak anlatılan bir hikaye vardır:
Yörükler çeyiz yüklü deve ile Takmak'tan geçerken burada konaklarlar. Takınaklı kadınlar deve üzerindeki kilimleri görür ve hayran olurlar. Bu kilimlerin desenlerim çıkarıp dokurlar. Bütün köy, dokunan bu kilimleri beğenir ve dokumaya başlar.
Bu kilimler "Altınbaş" ve "Beş Toplu" kilimleridir. Daha sonra Takmak'ta "Yan Toplu" , "Albaş" ve "Dallı Namazlığı" kilimleri de dokunmaya başlanır, ilk dokuma örneklerinden bazıları hayır için camilere yapılan bağışlar nedeniyle günümüze kadar korunarak gelebilmiştir.
Altınbaş Kilimi Takmak'ta dokunan kilimlerin içinde en yaygın olanıdır. Adını desen, renk güzelliği ve dokumasındaki özen nedeniyle, kilimlerin içinde en güzel olarak adlandırılmış ve altın değerinde baş kilim nitelemesi olan "Altınbaş" adıyla anılmıştır. Altınbaş kilimlerinde motif ve kompozisyon ayrı bir özellik gösterir. Tek eksen üzerinde sıralanmış dikdörtgen toplar (madalyonlar) kıvrım denilen taban tabana gelecek şekilde yerleştirilmiş, eli belinde kız ve tavşan topuğu motifleri ile dolguludur.
Toplu kilimler de genel olarak baklavaya yaklaşan iç içe kancalı basık altıgen madalyonlarla bezenmiştir. Bir eksende tek veya çift sıra halinde yan yana yerleştirilmiştir.Madalyonlara bölgemizde top da denir. Top sayışı kilimin büyüklüğüne göre değişir. Top sayısına göre kilime ad verilir. Üç, beş yada yedi toplu kilim gibi. Albaş kilimlerinde altıgen toplar kenarları birbirine bitişik olarak sıralanmıştır. Selvili Altınbaş, Cicim, Kurtağzı Bereket, Hayat Ağacı, Dalh Namazla diğer kilim çeşitlerinden bazılarıdır.
Halkın kendi ihtiyacı için dokuduğu bu eski kilimlerde iplikler, dokuyucu tarafından eğrilip bükülmüş ve doğal boya ile boyanarak hazırlanmıştır. Kilimler; rengi, motifleri ve kompozisyonu ile bölgeye has bir özellik göstermektedir. Bu kilimlerde mavi, kırmızı ve yeşil hakim renk olmakla birlikte diğer renklere de yer verilmiştir. Renk tonları iyi seçilmiş ve renkler arasında uyum sağlanmıştır. Dokuma, konturlu kilim tekniğindedir.
Günümüzde Eşme kilimleri, genelde tüccar siparişleri ile yani ticari amaçla yapılmaktadır. Bunun yanı sıra. Eşme balkının kendi ihtiyaçları ve çeyiz için dokuttukları kilimler varsa da bunlar azdır. Kilim tacirleri tarafından ticari amaçlı dokunan kilimler her gün biraz daha artmaktadır. Artık Eşme balkının geçim kaynaklarının başında dokumacılık gelmektedir.
İlçemiz açısından kültürel ve ekonomik anlamda büyük önem taşıyan kilim, Yörük kültürünün bir parçası. Hayatın her karesinde yer almış, kınalı ellerin eğirdiği rengarenk, efsanevi çift başlı kurtları, eli belinde gelini simgeleyen motiflerle bezenmiş kilimler, kimi zaman Yörük beyinin ayakları altına serilmiş, atma heybe olmuş, ihtiyaç duyulmuş azık için sırtına torba olmuştur. Eli kınalı gelinlerin çeyizi olmuş ellerde ilmekler, yüreklerde sevda ile
dokunmuştur. Gün gelmiş buz gibi içilesi sularına doyulmayan, testilere örtü olmuş, nazlı gelin bebesine kundak yapmış, en acı gününde anasını son yolculuğunda ona sarmıştır. Sevdadan ayrılığa, doğumdan ölüme kadar her yerde bir yerlere koyulmuş kilimi; zaman ve şartlar yıpratmamış, kullandıkça parlamış, renkleri canlanmış, zamanla değer kazanmıştır.

Geçmişten günümüze özünden bir şeyler yitirmeden gelmiş kültürel bir değeri yeni nesillere taşımak, değişikliğe uğramadan aktarmak, Eşme'yi ve Eşme Kilimciliğini yurt içinde ve yurt dışında tanıtabilmek, sahip olunan değere ticari anlam kazandırmak, uluslar arası piyasada yer alabilmek, buna ortam ve zemin hazırlamak için düzenlenen Uluslar arası bir festival düzenlenmiştir, ilki 13-14 Mayıs 1994 tarihinde gerçekleştirilen Uluslararası Eşme Turistik Kilim Kültür ve Sanat Festivali, Eşme Kaymakamlığı, Eşme Belediye Başkanlığı, Eşme Kilimcileri, çeşitli kurum, kuruluşlar ve Eşme balkının katkılarıyla bu güne kadar devam etmiştir.

 
尚未添加列表。
尚未添加列表。
尚未添加列表。
尚未添加列表。
尚未添加列表。
尚未添加列表。
尚未添加列表。