ibrahim 的个人资料esmesumergiyim@hotmail.c...照片日志列表更多 ![]() | 帮助 |
|
2006/3/29 uşak hakkındaUŞAK GENEL BİLGİLER Yüzölçümü: 5.341 km² Nüfus: 290.283 (1990) İl Trafik No: 64 Uşak İç Ege Bölgesinde Batı ve Orta Anadolu'yu birbirine bağlayan bölgede bulunmaktadır. Yerleşimin Eski Tunç Çağına uzandığı Uşak'ta Frigya , Lidya, Pers, Roma, Doğu Roma, Selçuklu, Bizans ve Osmanlı egemenliği hüküm sürmüştür. Bu dönemlere ait eserler ilin turizm potansiyelini oluşturmaktadır. Uşak'ın en önemli turistik değeri, Müzesinde sergilenen, Lidya Döneminin en görkemli eserleri olarak bilinen dünyaca ünlü "Karun Hazineleri"dir. İLÇELER: Uşak ilinin ilçeleri; Banaz , Eşme, Karahallı , Sivaslı ve Ulubey'dir . NASIL GİDİLİR? Karayolu: Ankara-İzmir devlet karayolunun üzerinde yeralan Uşak, Ege Bölgesi ile İç Anadolu bölgesini birbirine bağlayan bir geçiş merkezi durumundadır. Otobüs Terminali kent merkezindedir. Otogar Tel: (+90-276) 212 31 35 Demiryolu: Demiryolu ile Uşak'a ulaşım mümkündür. İstasyon Tel: (+90-276) 227 39 07 - 227 39 06 Havayolu: Uşak havaalanı, kent merkezine 4 km. mesafededir. Ulaşım şehir içi minibüslerle sağlanmaktadır. Havaalanı Tel: (+90-276) 253 37 40 GEZİLECEK YERLER Müze ve Örenyerleri Arkeoloji Müzesi Adres: Kurtuluş Mah . Doğan Sok. No: 1 - Uşak Tel: (276) 227 39 30 Etnografya Müzesi Bozkurt Mah . Hisarkapı Sok. No: 77 - Uşak Tel: (276) 227 39 81 Örenyerleri Uşak Arkeoloji Müzesi Akmoneon - Banaz - Ahat Sebaste - Sivaslı - Selçikler Blaumdus - Ulubey - Sülümenli Mesotimalos - Eşme - Düzköy Güre Tümülüsleri - Güre Sebaste (Selcikler) : Sebaste şehri, Roma İmparatoru Augustus tarafından M.Ö. 20 yılında Sebaste adıyla kurulmuştur. Roma döneminde 12 önemli şehirden biridir. M.S. 9. yüzyılda yakın çevresindeki kentlerin piskoposluk merkezi haline gelmiştir. En görkemli çağlarını Bizans döneminde yaşayan kentte büyük ve küçük olmak üzere iki kilise bulunmaktadır. Blaundus (Sülümenli) : Ulubey ilçesi Sülümenli köyü yakınlarında, Büyük İskender'in Anadolu seferinden sonra Makedonya'dan gelenler tarafından kurulmuştur. En önemli yapıları kale, tapınaklar, tiyatro, stadyum ve kaya mezarlarıdır. Uşak'ta gezilip görülecek ören yerleri arasında, Alaudda ( Hacımköy ), Mesotimolos ( Düzköy ), Akmonia ( Ahatköy ) yer almaktadır. Karun Hazineleri 1960'lı yılların ortalarında Uşak'ın Güre Köyü yakınındaki Lidya Tümülüsünde yapılan kaçak kazılarda bulunan eserler, götürüldüğü Amerika'dan 1993 yılında mahkeme yoluyla geri alınan M.Ö. 6. yüzyıl Lidya dönemi eserleridir. Büyüklü küçüklü 450 parçadan oluşan bu hazine 1996 yılından bu yana Arkeoloji Müzesinde sergilenmektedir. Antik Çağda Anadolu'nun batısında yeralan , tarihçi Heredot'a göre üç sülalenin yönettiği Lidya İmparatorluğununun son sülalesi Mermnadlar , ülkeye yaklaşık 141 yıl egemen olmuşlar, Lidya'nın bölgede siyasi ve ekonomik yönden en önemli ülke olmasını sağlamışlardır. M.Ö. 7.y.yılın başında parayı icat ederek insanlık tarihindeki en önemli buluşlardan birini gerçekleştiren Lidya'nın, devrinin en zengin ülkesi olmasının önemli nedeni, Tmolos ( Bozdağlar ) dağlarından çıkan ve Hermos (Gediz) nehrine karışan Sart deresinin alüviyonları içerisindeki altındır. Birtakım entrikalarla ülkeyi ele geçiren üçüncü sülalenin son kralı Kroisos , M.Ö 560 yılında tahta geçmiş ve akılalmaz zenginliği ile Karun kadar zengin değimi ile ününü günümüze kadar taşımıştır. Karun Hazineleri, M.Ö. 560-546 yılları arasında ülkesini yöneten bu kralın dönemine ait, Uşak ilinin 25 km. batısında, Uşak-İzmir karayolunun üzerinde bulunan Güre Köyü yakınlarındaki Lidya Tümülüslerinden çıkan eserlerdir. Kaçak kazılarda bulunan ve yurtdışına kaçırılan eserler, mahkeme yolu ile ülkemize tekrar geri getirilmiş ve Uşak Müzesinde sergilenmektedir. Lidya döneminin en görkemli eserleri olarak bilinen bu eserler altın gümüş bronz ve mermerden meydana gelmiştir. Camiler Burma Cami : 14. yüzyıl Osmanlı Dönemi yapılarındandır. Yapım tarihi kesin belli değildir. 1862-1922 yıllarında yangın geçirmiş, 1988 yılında iki kez onarım görmüştür. Minaresinin yapısından dolayı Burma Cami adını alan cami iki kubbelidir. Ulu Cami : Yapılış tarihi kesin olarak bilinmemekle birlikte, yapı tarzı Germiyan Beyliği Devrinin mimari özelliklerini yansıtmaktadır. Cami, 1 büyük 6 küçük kubbeden oluşmaktadır. Hanlar Paşa Hanı : 19. yüzyılda bir Fransız mimar tarafından yapılan Paşa Hanı, önceleri han olarak kullanılmış, restorasyondan sonra da otel haline getirilmiştir. Bedesten : 1901'de İtalyan Mimar tarafından, iki katlı ve 30 odalı olarak kesme taştan yapılmıştır. Birinci katı sarraflar çarşısı olarak, üst katı ise çeşitli iş kolları için kullanılmaktadır. Köprüler Lidyalılar tarafından yaptırılan Cılandıras Köprüsü ile, Osmanlı Dönemişnden kalma Hacı Gedik Köprüsü, Çataltepe Köprüsü , Beylerhan Köprüsü ve Çanlı Köprüsü Uşak'ın önemli tarihi köprüleridir. Cılandıras Köprüsü : Karahallı ilçesinde, Banaz Çayı üzerinde bulunan köprü, Lidyalılar tarafından, kral yolu üzerinde yaptırılmıştır. Kalemle işlenmiş kemerin taşları birbirine kenetlendirilmiştir. Çataltepe Köprüsü : Gediz nehri üzerinde, Osmanlı Dönemine ait 3 kemerli bir köprüdür. Eski kervanyolku üzerinde bulunan köprü, bugün de kullanılır durumdadır. Uşak Evleri Osmanlı Mimarisi özelliklerini taşıyan sivil mimari örneklerine Aybey , Işık, Karaağaç ve Kurtuluş Mahallelerinde rastlamak mümkündür. Bu evlerin genellikle birinci katı taş örgü, ikinci katı ahşap, cumbalı ve beşik çatılı, alaturka kiremitlidir. Bu evler Kültür Bakanlığınca koruma altındadır. Termal Tesisler Örencik Termal Tesisleri : Uşak - İzmir yolu üzerinde olup, Güre köyüne 10 km. mesafededir. Kadın ve erkak için ayrı hamamları vardır. Hamamboğazı Kaplıcası : Uşak-Ankara karayolu üzerinde, Banaz ilçesine 7 km. uzaklıktadır. Suyunun sıcaklığı 59 derece olup, yeme-içme tesisleri ve yüzme havuzu mevcuttur. Doğal Güzellikler Göletler: Uşak ilçelerinde sulama amaçlı pek çok gölet bulunmaktadır. Bunlardan önemlileri şunlardır: Uşak-Ankara yolu üzerindeki Göğem yol ayrımından 7 km içerisindeki Göğem Göleti , orman içerisinde olup, çevresinde yöre halkının ikinci konutları bulunmaktadır. Örencik-Eşme yolu üzerindeki Takmak kasabasına 2,5 km uzaklıktaki Takmak Göletinde sazan balığı bulunmakta olup, günibirlik tesis mevcuttur. Karaağaç Köyündeki Karaağaç Göleti ise İl merkezine 7 km mesafede olup balık avlama imkanı bulunmaktadır. Ulubey Kanyonları : İlin güney ve güneybatı kesiminde jeolojik yapının özelliğinden oluşmuş, 75 km. uzunluğunda bir kanyondur. COĞRAFYA Uşak ili komşuları olan Kütahya ve Afyon illeri gibi İç Anadolu ile Ege Bölgesi arasında geçiş bölümünü teşkil eder. Kuzeyinde Şaphane, Kuzeydoğusunda Murat Dağı, Güneydoğuda Bulkaz Dağı ile çevrilidir. Uşak-Kütahya il sınırını oluşturan Murat Dağı volkanik yapılıdır. Bu Dağın batı eteğinde kaplıcalar bulunmaktadır. Coğrafi konumundan dolayı Akdeniz iklimi ile İç Anadolu'nun karasal iklimi arasında kaldığından bitki örtüsü de buna benzer bir durum göstermektedir. Yazları sıcak ve kurak, kışları ise iç Anadolu'ya göre daha ılık geçen bir karasal iklim egemendir. Ege Denizi üzerinden gelen bulutların getirdiği yağışlar, il iklimini Orta Anadolu ikliminden ayırır . TARİHÇE Antik dönemdeki adı " Temenothyrea " olan Uşak, İç Ege Bölgesinde Batı ve Orta Anadolu'yu birbirine bağlayan bölgede yeralmaktadır . Yaklaşık M.Ö. 4000'den sonra yerleşik düzenin görüldüğü alanda kesintisiz yerleşimin eski Tunç Çağında başladığı tespit edilmiştir. Tarih çağlarından önce Frigya , sonra Lidya hakimiyeti ve M.Ö.330'da Büyük İskender'in hakimiyetine girer. M.Ö. 189'da Roma İmparatorluğu, M.S. 395'te ise imparatorluğun ikiye ayrılmasıyla Doğu Roma İmparatorluğuna geçmiştir. 1071'den sonra yöre Selçuklullar ile Bizans arasında değiştirilmiştir. 1176'da bölge kesin olarak Selçuklu hakimiyetine girmiştir. Selçuklu Devletinin yıkılmasıyla Germiyan Beyliğine, 1429 yılında ise Osmanlı topraklarına katılan Uşak, Kütahya sancağına bağlı bir kaza olmuş, Cumhuriyet döneminde ise 1953 yılında il merkezi haline gelmiştir. NE YENİR? Yöreye ait geleneksel yemekler arasında, Tarhana Çorbası, Yumurta Sızdırması, Ciğerli Bulgur, Döndürme, Arap aşı, Keşkek, Alaca Tene, Köpük Helva, Höşmerim ve Tahin Helva yer almaktadır. NE ALINIR? Kök boyasından yapılan eşme kilimler, pamuklu dokumalar, pelüş battaniyeler ve deri giyim mamulleri yöreden alınabilecek hediyelik eşyalardır. Uşak Halıları: 16.yüzyılda Uşak çevresinde yapılan halılarla Türk halı sanatının ikinci ve son parlak devri başlamıştır. Uşak halıları madalyonlu ve yıldızlı olmak üzere iki tipte olmaktadır. En önemlisi olan Madalyonlu halıların boyu 10 m'ye kadar ulaşmaktadır. 18. yüzyılın ortalarından sonra yıldız motifli Uşak Halıları dokunmaya başlanmıştır. Eşme Kilimleri: Yörenin oldukça tanınmış olan kök boyalı Eşme Kilimlerinin iyi örneklerine yöre cami ve mescitlerinde rastlanmaktadır. Köylerde halen dokunmaya devam eden Eşme Kilimleri el sanatı olarak varlığını sürdürmektedir. LİNKLER Uşak Belediyesi http://www.usakbelediyesi.com Uşak Ticaret ve Sanayi Odası http://www.usaktso.org YAPMADAN DÖNME Arkeoloji Müzesinde Karun'un hazinelerini görmeden, Antik Kentleri gezmeden, Nisan Ayında düzenlenen Cirit yarışmalarını izlemeden Pelüş battaniyeleri, deri giyim mamulleri, Uşak halıları ile Eşme el dokuması kilimlerinden almadan, .....Dönmeyin. 2006/3/17 105'lik Mustafa Dede gençlere taş çıkartıyorIraklı Mustafatürk: Kurtlar Vadisi Irak gerçekleri yansıtıyor
Anadolu Öğretmen lisesi eğitime başladı
2005/10/12 Yeleğen’de Parasızlığa Feryat
ahmet yıldırım röportajıKARDEŞÇE YAŞAYALIM” - Temiz bir şehirde yaşamayı; sağlıklı su içmeyi, refahı artırmayı hedeflediğini ifade eden DSP’li Başkan Ahmet Yıldırım, tüm Eşme olarak kardeşçe yaşama çağrısında bulundu.
Eşme’nin DSP’li Belediye Başkanı Ahmet Yıldırım, “Yasanın bir an önce çıkması gerekiyor. Öncelikle bütçeden belediyelere ayrılan pay da artırılmalıdır” çağrısında bulundu. Şu andaki belediye gelirleriyle projelerini gerçekleştirmenin çok zor göründüğüne dikkat çeken Başkan Yıldırım, “TEK, SSK, Maliye ve esnafa kısa vadeli ciddi borcumuz vardı. Bir taraftan borç ödemek, bir taraftan da çalışmak ve hizmet etmek zorundaydık. Bu nedenle sıkıntılı günler yaşadığımızı belirtmek isterim” dedi. Yörede ekonomiyi canlandırmak gerektiğini ifade eden Eşme Belediye Başkanı Ahmet Yıldırım, yöreye göre kalkınma projeleri hazırlanmasını, Eşme’nin çevreyle olan yol bağlantılarının standardının yükseltilmesini ve Uşak -İzmir ve Denizli yollarının yeniden yapılmasını istedi. Uşak’ın Eşme ilçesinin Demokratik Sol Parti’den (DSP) seçilen Belediye Başkanı Ahmet Yıldırım, gazetemize yaptığı açıklamada şunları söyledi: SİYASET ÇAĞRISI “Bence siyaset, ülke yönetimi biçimlendirme sanatıdır. İnsanlar bilgi ve becerilerini ülkesinin yönetilmesi, kalkınması, gelişmesi için kullanmak istiyorsa siyaseti seçmelidirler. Böylece birimlerini ülkesinin yararına sunabilirler. GÖÇ VEREN İLÇE 2000 sayımına göre Eşme 11.065 nüfusa sahip. Ancak gerçek nüfusun 15.000 dolayında olduğunu düşünüyoruz. Çünkü nüfus sayımında çevre belde ve çevre köy kökenli hemşehrilerimin önemli bir kısmı belde ve köylerinde yazılmaktadır. Belediye ve muhtarlık seçimlerini önemsememektedirler. Eşme halkı okumaya - yazmaya çok önem verir. Bu nedenle Eşme’de, beyin göçü yaşanmaktadır. Türkiye’nin her yerinde her düzeyde Eşme’liyle karşılaşabiliriz. Ayrıca ilçede ciddi iş kollarının olmaması Uşak - Denizli - İzmir gibi çevre illere ciddi göçe neden olmaktadır. Bu nedenle çok geniş imar planına sahip Eşme’de nüfus hızlı artmaktadır. KISA VADELİ BORÇLAR Belediyeyi devraldığımda belediyenin İller Bankasına borcu olmadığını gördüm. Ancak TEK, SSK, Maliye ve esnafa ciddi borcu vardı ve bu borçlar kısa vadeli borçlardı. Tabi ki bu borçları ödemekte zorlandık. Bir taraftan borç ödemek bir taraftan da çalışmak, hizmet etmek zorundaydık. Bu nedenle sıkıntılı günler yaşadığımızı belirtmek isterim. Kadrolu 19 memur 7 işçim var. Geçici işçilerle işlerimizi yürütmeye çalışıyoruz. Personelde ciddi değişiklikler olmayacak. Ancak belediyemizde bazı birimler oluşturmak istiyorum. Bu birimler için kalifiye personel düşünüyorum. Borçlarımız bir taraftan ödüyoruz. Ancak Belediye Gelirleri Yasasının bir an önce çıkması gerekiyor. Öncelikle bütçeden belediyelere ayrılan pay artırılmalı. Çünkü Türkiye nüfusunun %70’i şehirlerde yaşıyor. Oysa bütçeden belediyelere ayrılan pay %5 civarında. Bu gerçek bir ters orantı. Bu gelirlerle projelerimizi gerçekleştirmek çok zor görünüyor. GELİRLERİ ARTIRMA PROJELERİ Ben belediye gelirlerimizi artırmak için çeşitli yöntemler arıyorum. Örneğin bir şantiye oluşturduk. Bu şantiyede de kilitli parke, büz, bordür üretiyoruz. Bir kum eleği kurduk, taş kırma makinesi kurduk. Var olan asfalt plentimizi hizmete sokmak üzereyiz. Bu tesislerde ürettiğimiz malzemeyi hem şehrimin alt yapısında kullanıyorum. Hem de çevre belediyelere, köylere ve vatandaşlarımıza satıyorum. Bu tesislerden önümüzdeki günlerden itibaren ciddi gelirler bekliyorum. İMAR VE ALTYAPI İmar planımız aslında yeterli. Ancak çevreden deha önceden imar dışı yerleşim alanları var. Buralar mahalleler oluşturmuş. Buralarda ruhsatsız yapılar var. İmar Yasasına ve yeni TCK’ya göre önemli sorunlar çıkıyor. Bunlara mevzi imar planları yaparak kaçak yapılaşmayı önlemek istiyoruz. Alt yapı sorunumuz var. Kanalizasyon sistemimiz yeterli değil. Yağmur sularımız ve pis sularımız aynı kanallara akıyor. Oysa böyle bir sisteme arıtma istasyonu kurmak çok zor. Bu sistemi düzeltip arıtma istasyonu kurmak istiyoruz. Çevresi kirli bir şehirle AB’ye girmek mümkün değil. Bir de ana şebekeye bağlanamayan mahallelerimiz var. Bunları fosseptiklerle çözmek istiyoruz. Gerek arıtma tesisleri, gerek fosseptik çukurlarla ilgili çevre bakanlığının ciddi yardımlarına ihtiyacım var. Şehrimizde imara göre açılmadık ama açılması zorunlu yollar var. Bunları programladık, açacağız. Kenar mahallelerimiz tamamen stabilize durumunda. Bu yolları kilitli parke ve asfaltla kaplamak zorundayız. Ama çok ciddi bir maliyet var. Ama bu dönemde yol sorunu çözmek zorunda olduğumuz bilincindeyim. Her türlü imkansızlığa karşı çalışmalarımız hızla sürmektedir. İÇME SUYU BÜYÜK PROBLEM Eşme’de içme suyu da büyük problem. Mevcut suyumuz yaklaşık 40 km’lik Güllü Bağırsak Deresinden gelmektedir. Bu suyun kireç oranı çok yüksektir. Halkımız Güllü suyunun içmemektedir. Ayrıca belediyemize çok pahalıya mal olmaktadır. İller Bankasıyla birlikte yaptığımız çalışmalar sonucu yeni su kaynakları keşfettik. Şimdi sondaj çalışmaları başladı. İnşallah 2005 yılı içinde hem sağlıklı hem de maliyeti düşük olacak bu suyu Eşme’de içeceğiz. YEŞİL SEFERBERLİĞİ Yeşil alan çalışmaları bizim sürekli projemiz. Nerede boş yer buldun orayı yeşillendir anlayışı içindeyiz. Var olan park ve bahçeleri de en iyi şekilde koruyoruz. Ayrıca belediyemizde bir birim oluşturduk. Bu birim ücret karşılığı halkımızın bahçelerini düzenliyor. Hem para kazanıyoruz hem de düzenli bir şehir yaratmaya çalışıyoruz. ARAÇ PARKI VE ULAŞIM Araç parkımız fena sayılmaz. Yeni bir damperli kamyon, bir de vidanjör aldık. 2 kepçemiz, 1 greyderimiz, traktörlerimiz ve çöp kamyonlarımız var. Ama araçlar genelde eski. Sık sık arızalar meydana gelmektedir. Sokakları süpürmek için süpürgeli kamyona, bir ağaç dikme makinesine, 2 tane de sıkıştırmalı çöp toplama kamyonuna ihtiyacımız var. Şehir içi ulaşım için araçlarımız yok; buna ihtiyaç da duymuyoruz. Çünkü şehrimiz küçük olduğundan şehir içi dolmuş çalışmaz. İhtiyaç olduğunda şehir içi minibüsleri bu ihtiyacı karşılayacak durumda. YATIRIMCILARA ÇAĞRI İl olarak Uşak, teşvik kapsamında. Teşvikten yararlanmak isteyen yatırımcı iş adamlarını Eşme’ye çağırıyoruz. Çevrede hazine arazilerimiz var. Biz belediye olarak altyapıda yardımcı oluyoruz. İzmir ve Denizli gibi çevre illerden iş adamları ile görüşüyoruz. ciddi talepler var. Eşme bilindiği gibi kilim diyarıdır. Özellikle kadınlarımız el sanatları yönünden çok becerilidirler. Kadınlarımızın bu özelliğine güvenerek Eşme’de halıcılığı da yaygınlaştırmak istiyoruz. Önümüzdeki günlerde belediye öncülüğünde halı kursları başlatacağız. Elde ettiğimiz verime göre kurmaya çalıştığımız “Eşme Bel-San Ltd. Şti.” ile halı piyasasına girmeyi düşünüyoruz. SOSYAL HAYAT Bir yörede iyi bir sosyal hayatın olması için canlı bir ekonomik hayatın olması gerekir. Sosyal hayatı canlandırmak en zor işimiz. Tabiki tiyatromuz, sinemamız yok. Ama halkımız eğlenmeyi, gezmeyi, yemeği, içmeyi sever. Zaman zaman geceler düzenliyoruz, tiyatro grupları çağırıyoruz. Okulların eğlence günleri oluyor. Düğünler, sünnetler oluyor. Ama bunların en önemlisi “Uluslararası Eşme Kilim, Kültür ve Sanat Festivali”. Her yıl Mayıs ayının son cuma günü başlar, pazar akşamı biter. Bu yıl 12.’sini düzenleyeceğiz. Bu festivale bütün halkımız katılıyor. Üç günlük festival bir bayram gibidir. Her yerdeki Eşmeliler festivale gelirler, eğlenirler. Bu üç gün içinde konserler, sergiler, paneller, cirit gösterileri olur; yarışmalar düzenlenir. Köyüyle kentiyle bütün Eşmeli, kilim şenliklerini dört gözle bekler. EĞİTİME ÖNEM VERİLİYOR Eşmeli eğitime çok önem verir. Çok zeki çocuklarımız var. Her yıl Fen liselerine ve üniversitelerin eni iyi bölümlerine bir sürü öğrencilerimiz girer. İlçemiz bina, araç-gereç, öğretmen yönünden desteklendiğinde bu başarılar daha da artacaktır. Sağlıkçılarımız iyi hizmet vermektedir. Ancak hastanemiz yetersizdir. Uzman doktor eksikliğimiz vardır. EŞME’NİN SORUNLARI Yöremizde ekonomiyi canlandırmak gerekir. Yöreye göre kalkınma projeleri hazırlanmalı. Özellikle tarım ve hayvancılık projelendirilmeli. Eşme’nin çevreyle olan yol bağlantılarının standardı yükseltilmeli. Uşak-İzmir ve Denizli yolları yeniden yapılmalı. Belediyemizin sorunlarını şöyle sıralayabiliriz: Kaynak sağlanmalı. Yerel yönetimlerle ilgili yasalar tamamlanmalı. Şehrin su sorunu kesinlikle çözülmeli. Şehir içi yollar, kaldırımlar asfalt veya kilitli parke ile kaplanmalı. Şehrin ana çalışmalarında arıtma tesisleri kurulmalı. Ana kanalizasyon şebekesine bağlanamayan evlerin kanal sorunu fosseptik çukurlarla çözülmeli. Kurulacak olan Uşak Üniversitesinin fakülte veya yüksek okullarından birkaçı Eşme’ye verilmeli. REFORMLAR AĞIR KALIYOR Yerel yönetimlerle ilgili reform çalışmaları başlatıldı. Ama bu çalışmalar çok ağır ilerliyor. Önceliklere dikkat edilmiyor. Örneğin; Kamu Reformu Yasası çıkmadan Belediye Yasası çıkmıyor. Belediye Yasası çıkıyor, Belediye Gelirleri Yasası çıkmıyor. Görev alanları genişliyor, kaynak verilmiyor. Yetkiler açık net ortaya konulmuyor. Yasa yeni oluyor, yönetmelik eski... Tam bir yetki karmaşası. Bir an önce bu yasalar dizisi eksik ve yanlışlarına rağmen tamamlanmalıdır. SİYASİLERE MESAJ Siyasilerimiz hakkında bir şey söylemek istemiyorum. Kendi belediye sorunlarına öyle gömüldüm ki onları izleyemiyorum bile. Ancak bütün sorunlarımı dile getirdim. Yardımlarını bekliyorum. Projelerime sahip çıkmalarını istiyorum. EŞMELİ’LERE ÇAĞRI Cesurca kararlar alıyorum. Bunlar halkımın ve Eşme’nin yararına kararlardır. Bana oy veren vermeyen herkesten bu olumlu kararlarımla ilgili destek bekliyorum. Ben onlara güveniyorum, onlar da bana güvensinler. Temiz bir şehirle yaşayalım, sağlıklı su içelim, refahımızı geliştirelim. Bilgi, görgü ve kültürümüzü artıralım. Bütün bir Eşme olarak kardeşçe yaşayalım.” AHMET YILDIRIM KİMDİR? 1952 Eşme doğumlu. İlk ve orta öğrenimini Eşme’de gördü. Daha sonra Gökçeada İlk öğretmen Okulu ve Bursa Eğitim Enstitüsünü bitirdi. Öğretmenlik yaptı. Bir süre ticaretle uğraştı. 2004 Mart seçimlerinde Belediye Başkanı oldu. www.evrensel.netSiyanüre karşı Eşme Belgeseli
Özer Akdemir
TÜPRAG şirketinin Eşme’de kurmak istediği altın madeni için şirketin çalışmaları hızlandıkça Eşmelilerin rahatsızlığı da artıyor. Altın madeni olgusunun düşünce olmaktan çıkıp ete kemiğe büründüğü son bir yılda Eşme’liler toprakları için tam bir yıkım demek olan bu girişimi engellemenin yollarını arıyorlar. Kurdukları komite aracılığı ile, son günlerde köylüler arasında çeşitli etkinlikler gerçekleştiren Eşme’lilerin bir diğer uğraşı da yörelerindeki altın madenciliğini belgesel haline getirmek.
Yörelerindeki altın madenciliğine karşı mücadeleyi örgütlerken bir yandan da bu mücadelenin belgeselini yapma düşüncesi “Eşme’de siyanürle Altın madenciliğini Engelleme Girişimi” sözcüsü Uğur Sümer’den çıkmış. 12 Eylül 1980’den birkaç gün önce tutuklanıp 11 yıl cezaevinde kalan Sümer, çıktıktan sonra gözaltında yaşadığı işkence deneyimini “Duymayan Kalmasın” adıyla kitaplaştırmış. Sümer’in ikinci kitabı ise, Doğu-Güneydoğu’da yıllardır süren “düşük yoğunluklu savaşa” katılan ve yaralanıp sakat kalan “gazi” askerlerin anlatımları üzerine kurulu.
Sümer, son günlerde yaşamının cezaevi sürecini anlatan bir yeni kitap yazarken, yine cezaevinde başından geçen, tanıklık ettiği traji-komik öykülerden oluşan bir senaryo üzerinde de çalışıyor.
Bergama deneyimi
Eşme’deki altın madenine karşı mücadelenin bir parçası olarak belgesel yapma düşüncesi doğunca, yine Eşmeli bir sinemacı Yücel Can da plana dahil olmuş. Can, Dokuz Eylül Üniversitesi Sinema Bölümü mezunu ve Eşme belgeseli onun ilk filmi. Can’ın doğduğu, büyüdüğü topraklar ve insanları için mücadele deneyimi ise bir hayli eskilere dayanıyor. “Süreci en iyi izleyen ve en doğru yansıtan gazete” olarak Evrensel’den de bilgi, belge ve ilişki konusunda yardım isteyen Eşmeliler, işe Bergama köylülerinin mücadelesini araştırarak başladılar. Bergama, konuyla ilgili birçok kişi gibi kendi yörelerindeki altın madenine karşı mücadeleyi örgütlemeye çalışan Eşmeliler için de bulunmaz değerde bir deneyim oldu. İlk önce Bergama’daki siyanürle altın madenciliğinin başlangıcından bu yana geçen 15 yılda mücadelenin öne çıkardığı kişilerle görüştüler.
Bergama eski Belediye Başkanı Sefa Taşkın, Bergama’daki altın madeninin kuruluş aşamasından günümüze kadar geçen gelişim seyrini aktarırken, kendisinin iki dönem belediye başkanı olduğu günlerde başından geçen ilginç olayları da aktardı. İlk dillendirilmesinden bugüne kadar siyanürle altın madenciliğine karşı mücadele ettiğini ve yöre halkını bu yöntemle madenciliğin insan ve çevre üzerinde etkileri konusunda bilgilendirmeye çalıştığını anlatan Taşkın, altın madencisi şirketlerini uluslararası kirli ilişkilerini deşifre ettiği “Siyanürcü Ahtapot” adlı bir kitabın bugüne kadar maden yanlıları tarafından çürütülememiş bilgiler taşıdığını belirtti. Taşkın’ın Kuzey Ege’de yaşayan ilk insanları incelediği “Işık İnsanları” adlı bir çalışması ve şiir kitabı da bulunuyor. Taşkın, siyanürcü şirket Eurogold’un çalışmaya başladığı ilk günleri şöyle anlattı: “Sabaha karşı kalabalık bir grup evime kadar gelip benimle görüşmek istediler. Başkan, ağaçları kesmeye başladılar, ne yapalım diyorlardı. ‘Gidin yolları tutun’ cümlesi çıktı ağzımdan, sonra da Çevre Bakanlığı’nı arayarak durumu anlatıp köylülerin tepkisini özetledim. Bir süre sonra bakanlıktan arayan bir yetkili bana ağaçların kesilmesi işleminin durdurulduğunu bildirdi.”
“Zehirin yerlisi yabancısı olmaz”
Madenin hemen yanıbaşındaki Çamköy’de, “17 köyün kitabesi”nin de bulunduğu meydanda konuşan köylüler, madenin geldiği günden bu yana kendileri açısından yaşadığı değişimleri anlattılar. Madenin son olarak yerli bir şirket olan “KOZA Altın” tarafından satın alınmasının kendileri için hiçbir anlam taşımadığını söyleyen Çamköylüler, “zehirin yerlisi-yabancısı olmaz” diyorlar. Çamköy Muhtarı Emin Candan ise ölen 9 ineği için “kesin madendeki zehir nedeniyle öldü diyemem” diyor, ama köylülerin musluklardan akan suları içmediklerini de sözlerine ekliyor. Mücadelenin simge olmuş isimlerinden Çamköylü Sabahat Gökçeoğlu kameralara alışık köylülerden. Madenci şirketin kendilerine söylediği yalanları bir bir sıralayarak Eşmelileri uyarıyor: “Bu madenciler sizi de kandırmak için her şeyi yaparlar”. Gökçeoğlu, madene karşı mücadelesi sırasında yaşanan bir olay sonrasında hakkında açılan dava nedeniyle birkaç haftalık cezaevinde kalmasının öyküsünü ise kameraya anlatmak istemiyor. Hasta yatağından kalkıp cezaevi koğuşuna gitmenin acısı anlatılamayacak derecede etkilemiş onu.
Balya’nın anlattığı
Köylülerin sözcüsü Oktay Konyar’la Sağancı köyünde bulunan zeytinliklerinin bakımını yaparken görüşüyoruz. Konyar, Bergama’daki mücadelenin nasıl örgütlendiğini, köy komitelerini anlatıp, Eşme’de de buna benzer örgütlenmelerin bir an önce gerçekleştirilmesi gerektiğini dile getiriyor. Yine Konyar’la gidilen Balıkesir Balya’daki 80 yıl önce terk edilen kurşun madeninden geriye kalanlar, siyanürün çevre ve insan sağlığına etkilerini tartışma götürmez bir biçimde ortaya koyacak kadar çarpıcı.
Balya’da Fransız şirketince işletilen ve 80 yıl önce kapatılıp, terk edilen maden bölgesinde hâlâ tek bir otun bile yetişmediği, ölümlerin yüzde 75’inin kanserden olduğu, 1930’larda 30 bin olan ilçe nüfusunun şimdi 2 binlere düştüğü, her yıl yağmurlardan sonra derelerde yaşanan toplu balık ve hayvan ölümleri dillendirildi yöre köylüleri ve Balyalılar tarafından.
Eşme’deki altın madeninin, Balya’nın belki on kat fazla olacağı gerçeği, belgeseli çeken Eşmelileri dehşete düşürmeye yetti. Sümer ve Can, Kıbrıs Lefke ve gidebilirlerse Romanya’daki altın madenlerini de görmeyi planlıyorlar.
Belgesellerinde, medyanın Bergama örneğinden yola çıkarak altın madenlerine yaklaşımını, reklam ve haber ilişkisini anlatmayı “süreci en iyi izleyen ve en doğru yansıtan gazeteye, Evrensel’e” havale eden Eşmeliler, belgesellerinin tüm çekim aşamalarında gazetemizin de olmasını istiyorlar. kocatepe haber
2005/8/4 eşme kilimleriEŞME KİLİMLERİ K İ L İ M Dokumacılık çağlar öncesinde insanların örtünme,barınma ve doğa şartlarına karşı kendini muhafaza edebilmek için güncel,zaruri ihtiyaçlarından doğmuştur. Dokumacılığın tarihi konusunda yapılan araştırmalar;araştırmacıları dokumacılıkta kullanılan hammaddelerin yaygın olarak yetiştiği bölgelerde tarih öncesi kültürler tarafından başlatıldığı ve geliştirildiği sonucuna götürmüştür. Türklerde dokuma sanatı hayvancılığa bağlı olarak gelişmiştir.ilk örneklerini ise Uygur Türklerinde görüyoruz.11.yüzyıldan itibaren Orta Asya’dan Anadolu’ya gelerek yerleşen Türkler kendi birikimleri ve dokuma geleneklerini Anadolu’da süregelen dokuma geleneği ile birleştirerek dokuma sanatına yeni bir yapı ve canlılık kazandırmıştır. Tarihimizde önemli yer tutan dokumalar kültürel birikimlerimizin sanatsal ifadeleridir.Anadolu’muzda geleneksel dokumalarımızı oluşturan kilim,cicim,zili gibi dokuma türleri yukarıda da belirttiğimiz gibi kültürel birikimlerimizin sanatsal ifadeleridir. Dokuma türlerinden olan kilim,Anadolu’nun pek çok yöresinde kadınlar tarafından dokunmaktadır.Kilimcilik gerek dokunduğu bölgenin özelliklerini taşıması,kültür değerlerini yansıtması ve dokunduğu bölgeye ekonomik katkıda bulunması açısından yurdumuz için önemli bir uğraşıdır. Kilimin ülkemizde yaygın olarak üretildiği yörelerden biri de ilçemizdir.Kilim yöremiz insanının hayata bakış açısıdır.Yöremizde kilim sadece bir yer yaygısı olarak düşünülmemektedir.Eşme Yörük kilimleri dokuyanların duygularının renk ve motiflerle ifadesidir.Yörük coşkularını,üzüntülerini renk ve motiflerle dile getirir.Kilim Yörük için çadırının en önemli eşyası,atının eğeri,yükünü taşıyan çuvalı yiyeceğini koyduğu heybesidir.Yörük kadını çocuğunu kilim üstünde dünyaya getirir.Kilim çocuğunun beşiğidir.Bu sebeplerden dolayı yöre halkı için kilim,sadece bir yer yaygısı değil geçmişidir,tarihidir. Eşme kilimleri evlerde “Istar” denilen dik tezgahlarda dokunur.Yöremizde tezgaha kilim ağacı da denir.Kız çocukları 7-8 yaşlarında annelerinin yanında tezgaha oturur ve kilim dokumaya başlar.Dokuduğu kilime duygularını,umutlarını,hayallerini katar.Yani kilimi hayatının bir parçası haline getirir.Yöremizde incelenen kilimlerde en yaygın olarak kullanılan renkler;kırmızı,lacivert,yeşil,kahverengi,siyah,beyaz ve mavi olarak belirlenmiştir.Yöremizde üretilen kilimlerde renk özelliği bakımından köyler arasında bir farklılığa rastlanmamaktadır.Eşme kilimlerinde motif zenginliği dikkat çekici bir özelliktir.Örneğin;tavşan topuğu motifi,elibenlide motifi veya bazı köylerde söylendiği gibi koçboynuzu motifi,tazı kuyruğu motifi ayak motifi gibi motifler bu zenginliğin bir göstergesidir.Kilimlerdeki motiflerin Yörük kökenli olduğu görülmektedir. Motiflerin Yörük kökenli olmasına karşılık motiflerin yörede bazı köylerde kendi benliklerini bulduğunu ve yöreye özgü kilimlerin oluştuğunu görmekteyiz.Örneğin;Altınbaş kiliminin yörenin özellikle Takmak köyünde üretilen Yörük kökenli bir kilim olduğunu ve geçmişteki renk ve motif özelliğini günümüzde de koruması bakımından büyük önem taşıdığı bilinmektedir. Eşmede tezgah başında insanların değil ,motiflerin yarıştığını görürüz.Yanışlar desen olur kilimde,Anadolu’yu dolanır,Eşme’de noktalanır. Kilim dokuyanların yüreğini ortaya koyduğu bir ürün haline gelir.Örneğin;kırmızı renkle heyecanı,büyük bir sevgiyi ,mavi ümidi,mor kederi,beyaz gelin gibi saflığı ve temizliği simgeler. Eşme kilimleri ülkemiz turizm kaynakları açısından önemli bir yere sahiptir.Gerek turistik ve kültürel varlıklar içinde layık olduğu yeri alması,gerekse ülkemiz ekonomisine katkıda bulunması açısından bilinçli tanıtma politikaları izlenerek Dünya dokumacılık literatüründeki yeri sağlamlaştırılmalıdır.Bu amaçla 14-15 Mayıs 1994 tarihinden itibaren EŞME ULUSLAR ARASI KİLİM VE KÜLTÜR FESTİVALİ düzenlenmektedir. Gelenekselleşen festival etkinlikleri içinde yöre halkı Dünya halklarıyla kaynaşmakta dokumuş olduğu kilimlerini tanıtmaktadır.Ayrıca festival süresince ana tema kilim ve dokumacılık olmak üzere farklı konularda kültürel ve sanatsal etkinlikler sergilenmektedir.Son yıllarda yöre genelinde düşüş gösteren kilim üretiminin ve üreticisinin sorunları tartışılmakta ve çözüm yolları üretilmeye çalışılmaktadır.
EŞME KİLİMLERİNDE OTANTİK ÜRETİM VE BUGÜNKÜ DEJENERASYON Oğuz boylarımızın bazıları yaygı türü kilim, zili şat, varda gibi dokumalarıyla ün yapmıştır. Diğerleri ise kirkitli ve düğümlü dokumalarla ün yapmışlardır. Oğuz boylarının Anadolu'da yerleştikleri alanlara yaygı türü, yorgan türü hatta kefeni olarak kullandığı kilim türlerim 19.yüzyıla kadar dejenere etmeden taşıdığı sentetik boyanın yaygınlaşmasıyla dejenerasyona uğrattığı bir gerçektir. Oysa ki Eşme kilimlerinin tarihten gelen bir kimliği vardır. XVI.Yüzyılda Ala-Yundlu Türkmen oymağının bir kolu Kula, Eşme, Banaz ovasında dağınık yaşıyor. Bir kısmı ise çadır ve yurtlarda Eşme'de yerleşik yaşıyordu. 2.Murat ve Fatih döneminde Ali Beğ 2.Beyazıt zamanında Ali Beğ'in oğulları Ahmed. Veys Beğ Osmanlı Sarayının ihtiyacı olan kilim, zili ve varda gibi yaygıları saraya teslim etmekle görevlidir. Yine 2.Beyazıt devrinde Oğuzların Bayat boyundan Eşme,Uşak arasında 25 vergi nüfuslu Boz-Guş adlı bir oymağın obaları arasında Kara-Bayat adlı bir oymak yorgan üstü görev gören çok büyük ebatlı kilimleri saraya teslim etmekle görevlidir. XVI. Yüzyılda oldukça mühim bir Yörük topluluğunun yaşadığı yer olan Eşme 2. Selim devrinde mekikli ve düz dokumaların, keçe yapımın merkezi olarak karşımıza çıkıyor. 2. Selim devrimde burada yem bir göç ile büyük bir Avşar oymağı çok ince keçeden çizmeler ve çok ince dokuma kilimden kaftanlar yapıyor. Bu oymak Öksüzler, Musacalu, Avşar.Afsar, Avsar olmak üzere beş obaya ayrılmıştır. Saraç boyu daha ziyade keçe işleriyle ve ölüm anında taşımayı sağlayan sallara bağlanan kilim türünü üretmekle meşhurdur. Eşme kilimlerinde saraya verilen ürünlerde atkı ve çözgüler daima yündür. Zahire çuvalları ve yaygı türlerinde kılı kullanmışlardır. Eşme, Uşak ve çevresi sarayı tatmin edecek kalitede ürünler vermesi XVI. Yüzyılda Ehl-i Hiref teşkilatında da yer almalarını sağlamışlardır. Bugün Eşme kilimlerinde tarihten gelen o parlak doğal boyalı renkleri göremememize nedendir. Tarihi kimliğinde Eşme kilimlerim incelediğimiz Eşme'de bitkisel, hayvansal ve topraksal kökenli doğal maddelerle boyamanın yapıldığım görüyoruz. En çok kullanılan renkler bakır kırmızısı ve alt tonları, saman şansı, çağla yeşili alt ve üst tonları, kök yeşil, mor,gri,portakal rengi ve alt tonları. Siyah hiçbir zaman kullanılmamıştır. Çeşitli bitkilerden, topraktan ve hayvansal madden elde edilen 650 renk bugün Eşme'de sentetik boyanın gelişiyle unutulup gitmiştir. Desenlerdeki yozlaşma da boya ve renkle birlikte gelmiştir. Ayrıca Eşme kilimlerinin tarihten gelen kimliğinin kaybolmasına bir etken de Eşme'nin yerli halkının giderek başka iş alanlarına kaymış olmaları nedeniyle bu değerli üretim unutulmuştur. Ancak tamamen yok olmamıştır. Tüccarlar ekonomik ve diğer bizce meçhul nedenlerle çok kazanma arzusuyla iç ve dış piyasayı ucuz otantik Eşme kilimlerinin yapısına aykırı kilimlerle doldurmuşlardır. Çok tabiidir ki fiyatları da otantik üretime göre çok ucuzdur. Bu nedenle fiyatta bunlarla rekabet etmek mümkün değildir. Ayrıca onların fiyatlarıyla da kilim dokuyucusuna ücret ödeyip otantik kalitede kilim dokumak mümkün değildir. Burada özveri ile teşkilatlanıp özveri ile kaliteyi bozmayıp geleneksel dokumaya ulaşmak gerekir. Çok doğaldır ki bütün Eşme'de kilimlerin otantik çalışmağı mümkün değildir. Ancak ihraca yönelik kilim,sumak.zili-,cicim gibi ürünlerin otantik çalışılması işsizliğin arttığı günümüzde pek çok kişiye yapağının yıkanmasından taranmasına ve dokumaya kadar, bitkilerin toplanmasından boya safhasına kadar pek çok kişiye iş yaratacaktır. Ayrıca ihracat için zaruri olan kalitede düzelmesi Eşme kilimciliğinin tümünde etkin olacak duruma gelecektir. İhracat için yapılan imalat kontrolü sonuçta iç piyasadaki dejenere olma hareketini de önleyecektir. EŞME KİLİMLERİNİ TARİHİ KİMLİĞİNE KAVUŞTURMAK İÇİN; l - İplik Hazırlama, 2- Motif, 3- Atölye sistemi, 4- Mamul Özellik, 5- Doğal boya, 6- Künyeleme (Kimlik) Yapılması gerekir Doç. Dr. Ayça ADALILAR
KİRKİTLİ DOKUMALARIMIZIN TEKNİK ÖZELLİKLERİ VE ESKİ BİR EŞME KİLİMİNİN DESEN ANALİZİ İnsanların dış etkilerden korunması, barınakların rahat yaşamayı sağlayacak ve aynı zamanda "güzel arayış" duygularım karşılayacak bir biçimde döşenmesi gibi önemli gereksinmelerim gideren dokumacılık, insanlığın en eski sanatlarından biridir. "Sili (zili),cicim (cecim), kilim sumak gibi düz dokumaların ve halının dokunmasında, çözgüler arasından ve dokumanın enine geçirilen atkıları ve düğümleri döverek sıkıştırmaya yarayan ağaçtan, hayvan kemiklerlinden, hayvan dişlerinden ya da demirden yapılmış el gibi veya çatal gibi dişli araca KİRKİT ; bu aracın kullanılması ile elde edilen dokumalara KİRKİTLİ DOKUMALAR denilir. Osmanlı saray tutanaklarında eyalet, vilayet, muhakeme sicillerinde ve muhakeme muhallefat kayıtlarında, sık sık "kilim" sözcüğüne de rastlanmaktadır. L.Rasony "sili"nin Türkçe bir değiş olduğu görüşündedir. Oysa Asım Efendi Farsça "zilu" sözünü açıklarken; satrançlı palas ve kilimdir. Türkçe de değiştirilerek buna zil denmiştir. Küçüğüne ise ziliçe derler demektir. (Bürh.330) Sumak sözcüğü çözgülerin atkılara sarılması tekniğindeki yaygıların dokunduğu Güney Kafkasya'daki kasabalardan birinin adı olarak kabul edilmektedir. Aşiret dokumaları köklü bir geleneğe göre imal edilmektedir. Kullanılan yanış ve kompozisyonlar aşiretlerin özelliklerine göre ayrılır. Kilim ve benzeri dokumalarda "im" adı verilen sembolik işaretlere sık sık rastlanır. Türk sanatında birbirinden farklı dört süsleme türü görülmektedir. 1-Sembolik süsleme 2-Geometrik süsleme 3-Çiçek şeklinde süsleme 4-Kitabe ve yazı şeklinde süsleme Bugün bir çok grup dağılmış olup, son elli yıldır gelişen ekonomik ve siyasi yenilikler yavaş yavaş fakat sürekli bir şekilde eski yapının yerini almaktadır. Değişim, ulaşımı kolay olan bölgelerde başlamakta. Ancak Anadolu'nun bazı çok sapa bölgelerinde hala eski yaşam biçimlerinde ısrar eden gruplara da rastlanmaktadır. Böylece geçtiğimiz yıllarda daha önceden hiç tanınmayan bazı kilim tipleri görülmeye başlamıştır. Bunlar geleneksel tutumlarından dolayı daha önceleri kilim satmak istemeyen grupların ya da aracıların henüz ulaşamadığı bölgelerde yaşayan grupların kilimleridir. 100 yaşını aşmış tarihi bir Eşme kiliminin desen analizi yapılacaktır. Yrd.Doç.Dr. İ. Çetin AYTAÇ
EŞME KİLİMCİLİĞİNİN SORUNLARINA BAKILDIĞINDA HALKININ KARŞILAŞTIĞI GÜÇLÜKLER Kilim, el emeği üretilen, yöremizde sanayi dalma kavuşamamış, ancak günümüz sanayi imkanlarımdan faydalanılan ve üretilen bir el sanatıdır. Halkımız bu üretimde aşama aşama aşağıda açıklamaya çalışacağımız işlemleri yapar. Kilim üretiminde yörede ISDAR adıyla bilmen tezgah kullanılır. ISDAR'ın Parçalan: A-İki adet yan ağacı B-İki adet pazı C-Bir adet kücü ağacı D-Bir adet varan gelen (gelgit) E-Geride kullanılan bir adet üst kazık, bir adet alt kazık F-İki adet eriş(Elgi)in pazıya bağlanmasını sağlayan çubuk G-Kirkit Bu aletler kilim üretiminin demirbaş malzemeleri olup her evde bulunur. Eskiden ağaçtan yontularak yapılan bu aletler şimdi demirden imal edilmektedir. Üretilecek kilim ve diğer ev ihtiyacı yaygıya göre ip ve boyama hazırlığına girişilir. Yörede kullanılan ve üretilen yaygı çeşitleri: 1-Kilim 2-Zili çul 3-Namazla(seccade) 4-Çuval 5-Heybe 6-Torba 7-İteği 8-Dokuma yastık, olarak sayabiliriz. Eskiden yörenin kendisine has örnekleri kullanılmakta iken son zamanlarda Türkiye'nin diğer bölgelerinden de gelen ve bazı pazarlarda değeri olan örnekler de yapılmaya başlanmıştır. Yine eskiden elde hazırlanan ve Kirman'la eğrilen ip Çıkrıkta bükülür ve boyaya hazırlanırdı. Şimdi genelde hazır fabrikada imal edilen ipler kullanılmaktadır. Kilim iplikleri eskiden ilkel şartlarda boyanırken ve bazı boyalar doğada tabi olarak elde edilirken şimdi boyalı olarak gelmektedir. Yukarıda açıklamaya çalıştığımız gibi bir yaygının meydana getirilişinde gerekli malzemelerin temininde zorluklar karşısında kalma cağı doğaldır. Eskiden her evde çok değişik ve güzel örnekleri bulunan yöre geleneklerine göre camilere serilen kilim ve zililerle Türk zevki ve ruhunun ne kadar ince olduğu görülürdü. Değişen hayat şartlan. ülkenin dışarıya açılması, Avrupa ülkelerine gidip gelmeler, ve orada birinci- ikinci kuşakların yetişmesi,yörede üretilen kilimlerin ve diğer yaygıların dış pazarlara gönderilmeye başlaması, renk ve örnek seçiminde bir çok değişikliklerin doğmasına sebep olmuştur. İsa GÜN
ANADOLU KADINI VE “EŞME” KİLİMLERİNDEKİ MESAJ Fert emeği ile başlayıp kolektif bir faaliyet kaynağı haline gelen halk sanatlarını, el,ev ve çarşı sanatları diye üç kısma ayırabiliriz. El sanatları Anadolu'nun çeşitli bölgelerine göre özel bir karakter taşırlar. Bunların içinde semtlere göre belirgin olanları vardır. Örneğin : Mardin'in;iğne dantelleri, Gaziantep'in, Antep işleri Bursa, Konya, Alaşehir oyaları, oyaları Eşme'nin Eşme Kilimleri, Sivas çoraptan vs. El sanatları zamanında ferdin ve ailenin çeşitli ihtiyaçlarım içine alırdı. Bu sanatlar çokluk kadınlar tarafından yapıla geldiği için "Kadın Sanattan"" da denilebilir. Bu işler her ne kadar gününde ihtiyaçları karşılamak maksadıyla yapılmakta ise de işçinin sanat kabiliyetim işlemesi, onun bir zevk ve hüner eseri haline koyar. "Hiçbir alete, hiçbir modele, teknik mahiyette hiçbir tahsil ve terbiyeye malik olmayan Türkmen kızının, nekabili taklit nakışlarla müzeyyen çok nefis halılar vücuda getirilebilmesi,ancak bir sanat kabiliyetine malik olmasıyla izah olunabilir" diyen Rus araştırmacı "Mihaliof bundan yüzyıl önce bu övgüyü söylemiştir. İşte bütün tarih boyunca görüyoruz ki, Türk kadını; çadırının kıl kiliminden sarayının döşemesine kadar her yerde ve her zaman evini güzelleştirmek, ihtiyaçlarını karşılamak ve hayat mücadelesinde erkeğin yanında iktisadi bakımdan yer almak için, elinin emeğini ve ruhunun inceliğim el sanatlarına koymuş ve bu emekten daima şeref duymuştur. Anadolu kadını, yaşam tarzım her zaman kilimlere yansıtmış... Bir üçgendir hayat... Öz, göz, söz olgunluğu ... Ve kadınca yaşantının dili... Kilim,.. Prof. Türkan SÖZÜDOĞRU yöresel eşmeYÖRESEL
EŞME'nin özellikleriİKLİM ve BİTKİ ÖRTÜSÜ İlçemizde kışlar çok soğuk,yazlar sıcak ve kurak geçer. Kışın fazla kar yağmaz. İlkbahar ve Sonbahar mevsimleri uzun sürer, ilçe merkezi ve engebeli arazi üzerine kurulmuş olduğundan kışın yağan şiddetli yağmurlar erozyona sebep olmaktadır. Arazi genel olarak çıplaktır. Dağlarda fundalık halinde meşelik varsa da çok yer çıplaktır. Güllü Karacaömerli ve Akçaköy dolaylannda çam ormanları mevcut olup diğer yerler Meşe,Palamut,Pıynar ve Ardıç ile kaplıdır.
İlçemiz 1338 Km2 yüzölçümlü, doğusu Uşak ve Ulubey ,batısı Sarıgöl ve Alaşehir kuzeyi Kula ve Selendi güneyi Güney îlçesi ile çevrili ,823 rakımlı bir yerleşim merkezidir.Eşme il merkezi olan Uşak 'a kara yolu ile 64 km. demiryolu ile 69 km. dır.Alaşehir 'e demiryolu ile 49 km Güney ilçesine karayolu ile 39 km uzaklıkta olup, İç Anadolu'yu Ege Bölgesine bağlayan geçit yolu üzerinde Omurbaba, Kabaş-Macar ,Güney Ören ,Ağabey,Emirli ve Kemer Dağının eteklerinde kurulmuş bulunmaktadır. Kuzeye düşen köylerin bir kısmı Gediz vadisindedir. NÜFUSU
EKONOMİ İlçemizde ekonomik hayatın tarihim incelediğimizde, önceleri tarım ve hayvancılığa dayalı iken, daha sonra yurtdışında çalışan işçilerimizin geri dönmeleri veya oradan gönderdikleri yardımlarla bir takım imalathaneler, sanayi işyerleri tavuk çiftlikleri kurulduğu görülmektedir. Son zamanlarda ilçe merkezi ve Köylerinde kilim dokumacılığı büyük boyutlara ulaşmış ve halkın büyük çoğunluğu için geçim kaynağı olması ile birlikte dokumacılık sektörü ekonomiye büyük katkıda bulunmaktadır.
ARAZİ ÖZELLİKLERİ İlçemiz doğal yapısı itibarıyla tipik bir İç Batı Anadolu yerleşim birimidir. Genelde çok engebeli bir arazi üzerinde kumludur. Özellikle kuzey ve doğu yörelerindeki dağlık araziler tarım için elverişli değildir. İlçemiz genelinde büyük baş ve küçükbaş hayvancılık önemli gelir kaynakları arasındadır. Arazinin dağlık olması hayvancılığın gelişmesinde önemli faktör olmuştur. Son yıllarda hayvan besiciliğinde eski geleneklerden modern besiciliğe doğru hızlı bir geçiş olmaktadır. Bunda eğitim düzeyinin gelişmesi, mera alanlarının tarıma açılması, hayvan besiciliği ile uğraşan nufus sayısındaki düşmesi önemli faktörler olmuştur. Son zamanlarda ıslah edilmiş hayvan cinslerinin yetiştirilmesi verim artışını getirmiş, ancak modern besicilik yapmayı zorunlu hale getirmiştir SOSYAL DURUM Engebeli bir arazi üzerine yerleşmiş olan îlçe Merkezindeki konutların tamamına yakın bir kısmı ile Köylerdeki yeni yapılan binaların önemli bir bölümü genellikle betonarmedir. Karkas yapılarında bulunduğu gözlenmektedir. Yapılar genellikle yeni ve planlıdır. Bunda yurtdışında çalışanların büyük rolü vardır. Esme Ilçesinde imalat ve tamirat sanayi ile ugrasan küçük esnafin isyeri sikintisina çözüm bulmak amaciyla 1984 yilinda bir kooperatif kurulmustur. Ilçenin kuzey dogusundaki 72.000 m2 lik alan site için uygun görülmüstür. EŞME'nin tarihi
EŞMEBatı Anadolu'da Uşak ilimize bağlı bir ilçe olan Eşme: |
|
|||||||||||||||||||||||||||||||
|
|